لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ
İkisi çelişmiyor. Bir kapı herkese açık olabilir ve yine de yalnızca girenler içeri geçer. Ayet, açıklığın genişliğini korurken faydanın kime ulaştığını belirtiyor.
مِنكُم — "içinizden". Min, teb'îz (bir kısmını ayırma) bildiriyor: hepiniz değil, içinizden bazıları.
Kök: ق-و-م. Bu kök bu tefsirde birkaç yerde işlendi: Fâtiha 1/6'da müstakîm, Bakara 2/3'te ikâme, Beyyine 98/5'te kayyime. Tekrarlamıyorum.
Özeti: kökün anlamı ayakta durmak, dikilmek, doğrulmaktır ve müstakîm iki şeyi birden söyler — düzlük ve dikey duruş.
| Yer | Kelime | Türü | Kimin |
|---|---|---|---|
| Fâtiha 1/6 | es-sırâta'l-müstakîm | Sıfat | Yolun |
| Bakara 2/3 | yukīmûne's-salâh | Fiil | Kulun (namaza) |
| Beyyine 98/5 | dînü'l-kayyime | Sıfat | Dinin |
| Tekvîr 81/28 | en yestakîm | Fiil | Kişinin kendisinin |
Fâtiha'da yolun sıfatı olan şey, Tekvîr'de kişinin fiili oluyor. Orada "bizi dosdoğru yola ilet" diye istenen; burada "doğrulmak isteyen" diye tarif ediliyor. Aynı kök, isteme ve yapma olarak iki uçta.
Kalıp: istif'âl. Bu babın işlevlerinden biri taleptir (istağfera — bağışlanma diledi). Yani yestakîm, "doğru oldu" değil; "doğru olmayı istedi, aradı, ona yöneldi". Kalıbın kendisi bir çaba bildiriyor.
Ve şâe (diledi) ile birlikte okunduğunda çift bir istek çıkıyor: dilemek ve aramak. Ayet, tek bir kararı değil, sürdürülen bir yönelişi tarif ediyor.