وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ
Kök: س-ي-ر. Yürümek, hareket etmek, yol almak. Seyr — yürüyüş; sîret — bir insanın gidişatı, hayat yolu; seyyâre — kervan, gezici topluluk. Tesyîr (tef'îl) — yürütmek.
Kelimenin seçimi. Ayet "dağlar parçalandı" ya da "yıkıldı" demiyor. "Yürütüldü" diyor. Yani dağlara yapılan şey kırılma değil, hareket ettirilme.
Revâsî (demir atmış, sabit) ve evtâd (kazık) — ikisi de hareketsizliği anlatır. Yani dağ, tanımı gereği yürümeyen şeydir. Ona "yürüdü" demek, kelimenin kendi tarifini iptal etmektir.
Kur'an'ın diğer dağ tasvirleri aynı olayı farklı görüntülerle verir ve bu tefsirde bir kısmı işlendi:
| Yer | Görüntü |
|---|---|
| Tekvîr 81/3 | Süyyirat — yürütüldü |
| Kâria 101/5 | Ke'l-ihni'l-menfûş — atılmış yün gibi (Kâria bölümünde işlendi) |
| Müzzemmil 73/14 | Kesîben mehîlâ — akıp giden kum yığını |
| Vâkıa 56/5 | Büsset bessâ — ufalandı |
| Neml 27/88 | Tehsebühâ câmideten ve hiye temürru merre's-sehâb — donuk sanırsın, oysa bulut gibi geçer |
Neml 27/88 özellikle dikkat çekicidir çünkü dağın sabit görünmesinin bir yanılgı olduğunu söyler. Ama bu ayeti "Kur'an yerkabuğu hareketlerini bildiriyor" diye okumak, STYLE'ın yasakladığı türden bir zorlamadır: ayetin siyakı kıyamet günüdür ve tasvir o güne aittir. Bir okuma imkânı olarak kaydediyorum, iddia olarak değil.