بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ · وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
Beli'llezîne keferû fî tekzîb · Vallâhü min verâihim muhît "Aksine, inkâr edenler bir yalanlama içindedir. Allah ise arkalarından onları kuşatmıştır."
On yedinci ayet bir soru sormuştu: "Orduların haberi sana geldi mi?" On dokuzuncu ayet بَلْ ile başlıyor.
Yaptığı iş şu: soru soruldu, cevap beklenmedi. Sanki muhatap "evet, geldi" dedi ve ayet devam ediyor: "öyleyse mesele bilgi eksikliği değil."
فِى harfi zarfiyet bildirir: kap, içine alma, kuşatma. Bu tefsirde birkaç kez işlendi — fî kebedin (Beled), fî husrin (Asr), fî tadlîl (Fîl).
Fîl sûresi bölümünde bu yapı için şu kaydedilmişti: "plan, boşa çıkma halinin içine yerleştirilmiştir; ona dışarıdan bir darbe inmemiş, baştan sona onu kuşatan bir durumun içine düşmüştür."
Aynı mantık burada işliyor: yalanlama bir eylem değil, bir ortam. Kişi zaman zaman yalanlamıyor; yalanlamanın içinde duruyor.
Ve kelime belirsiz (tenvinli): tekzîbin — "bir yalanlama". Belirsizlik burada büyütme bildiriyor: tarifi zor, sınırı çizilmemiş bir yalanlama.
تَكْذِيب, tef'îl kalıbında masdardır. Şems bölümünde kaydedildiği gibi bu kalıp "başkasının söylediğini yalan ilan etmek" bildirir — kendi yalan söylemek değil.
مُحِيط — Kök: ح-و-ط. Kökün somut anlamı: bir şeyin etrafını çevirmek, duvar örmek. Hâit — duvar; ihâta — çevreleme; hıyâta — çevre.
Bu ifade üzerinde durmaya değer. Ayet "onları kuşatmıştır" demiyor; "arkalarından kuşatmıştır" diyor.
Klasik müfessirlerin izahı: kuşatma, onların hiç beklemedikleri ve göremedikleri yönden gelmektedir. Kişi önünü kollar; arkasını kollayamaz.
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ — "Kitabı sırtının arkasından verilen kimse ise…" (İnşikâk 84/10)
İki sûrede de insanın göremediği taraf, hükmün geldiği taraftır. Birinde kitap arkadan veriliyor, diğerinde kuşatma arkadan geliyor.
Bir gözlem daha: sûrenin başında zalimler ateşin etrafında oturuyorlardı. Bir çukuru çevrelemişlerdi.
Çevreleyenler çevrelendi. Bu, dokuzuncu ayetteki "seyredenler seyredildi" hamlesinin ikinci kez, başka bir kelimeyle tekrarıdır.
Bunu kendi okumam olarak sunuyorum; ancak sûrenin bu tersine çevirme yöntemini üç ayrı kelimede (kutile, harîk, muhît) tekrarlaması metnin verisidir.