إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ
İlle'llezîne âhedtüm mine'l-müşrikîne sümme lem yenkusûküm şey'en ve lem yuzâhirû aleyküm ehaden fe-etimmû ileyhim ahdehüm ilâ müddetihim; innallâhe yuhıbbü'l-müttekīn
"Ancak, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden, size hiçbir eksiklik yapmamış ve size karşı kimseye arka çıkmamış olanlar başka. Onların antlaşmalarını, süreleri doluncaya kadar tamamlayın. Allah, sakınanları sever."
| Ayet | Kim | Ne yapmış | Sonuç |
|---|---|---|---|
| 1 | Ellezîne âhedtüm mine'l-müşrikîn | (Bloğun devamında: bozmuş — 7, 8, 12, 13) | Berâe ilanı |
| 4 | Ellezîne âhedtüm mine'l-müşrikîn | Lem yenkusûküm + lem yuzâhirû | Antlaşma süresine kadar tamamlanır |
İki ayet aynı ifadeyi (ellezîne âhedtüm mine'l-müşrikîn) kullanıyor ve iki ayrı hüküm veriyor. Aradaki tek fark, ikinci grubun ne yapmadığıdır.
Bu, ayetin kendi lafzından doğrulanabilir bir olgudur ve bloğun okunmasında belirleyicidir: hüküm bir grup adına değil, bir fiile bağlanmıştır.
| Şart | Lafız | Anlamı |
|---|---|---|
| 1 | ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا | Antlaşmadan hiçbir şey eksiltmemiş olmak |
| 2 | وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا | Aleyhinize kimseye arka çıkmamış olmak |
ن-ق-ص kökü: eksiltmek, azaltmak. Dikkat: ayet nekasa (bozmak) kökünü değil ن-ق-ص kökünü kullanıyor. Yani ölçü, antlaşmanın topyekûn feshi değil; ondan bir parça eksiltilmiş olması bile.
ظ-ه-ر kökü: sırt. Zâhera (III. bâb) — sırt vermek, arka çıkmak, destek olmak. Somut resim açıktır: birinin arkasında durmak. Kök Fetih'de ve Ahzâb'de geçti.
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: iki şart da olumsuz kuruluyor — "şunu yapmış olanlar" değil, "şunu yapmamış olanlar." Yani istisnanın kapsamına girmek için bir şey yapmak gerekmiyor; sadece bozmamış olmak yetiyor.
Bir. Ahdehüm — "onların antlaşması." Zamir karşı tarafa ait. Antlaşma, karşı tarafın hakkı olarak adlandırılıyor.
İki. İlâ müddetihim — "onların süresine kadar." Süre de karşı tarafa nispet ediliyor; kısaltma yetkisi bu tarafa bırakılmıyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki zamirdir (hüm): ayet, antlaşmayı bu tarafın bir lütfu olarak değil, karşı tarafın hakkı olarak kuruyor.
Ayetin kapanışı kaydedilmelidir ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: verilmiş sözün tutulması takvâ ile adlandırılıyor. Aynı kapanış 7. ayette tekrar edecek — yani sûre, aynı gerekçeyi iki kez, iki ayrı antlaşma kaydının sonunda tekrarlıyor.