Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Tevbe 69-70. ayetler

Kur'an · 9. sûre: Tevbe · 69-70. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

9/69-70

كَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنكُمْ قُوَّةً وَأَكْثَرَ أَمْوَٰلًا وَأَوْلَٰدًا

Ke'llezîne min kabliküm kânû eşedde minküm kuvveten ve eksera emvâlen ve evlâden fe'stemteû bi-halâkihim fe'stemta'tüm bi-halâkiküm keme'stemtea'llezîne min kabliküm bi-halâkihim ve hudtüm ke'llezî hâdû; ülâike habitat a'mâlühüm fi'd-dünyâ ve'l-âhirah; ve ülâike hümü'l-hâsirûn · E-lem ye'tihim nebeü'llezîne min kablihim kavmi Nûhın ve Âdin ve Semûde ve kavmi İbrâhîme ve ashâbi Medyene ve'l-mü'tefikât

"Sizden öncekiler gibi: onlar sizden daha güçlüydüler, malları ve çocukları daha çoktu; paylarıyla yararlandılar. Siz de kendi payınızla yararlandınız — sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlandığı gibi. Ve siz de daldınız, onların daldığı gibi. İşte onların amelleri dünyada da âhirette de boşa gitmiştir; ziyana uğrayanlar onlardır. · Onlara, kendilerinden öncekilerin haberi gelmedi mi: Nûh kavmi, Âd, Semûd, İbrâhîm kavmi, Medyen halkı ve altüst olmuş şehirler…"

Cümlenin dokusu

Bu ayet, Kur'an'ın en yoğun tekrarlı cümlelerinden biridir. Aynı kalıp üç kez geçiyor:

`` fe'stemteû bi-halâkihim fe'stemta'tüm bi-halâkiküm keme'stemtea …bi-halâkihim ve hudtüm ke'llezî hâdû ``

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bu tekrardır: cümlenin kendisi, anlattığı şeyi yapıyor — tekrar. Aynı fiil, aynı nesne, farklı özneler. Yani "aynı şeyi yaptınız" cümlesi, aynı kelimeleri tekrarlayarak kuruluyor.

خَلَاق — kök: خ-ل-ق

Kökün anlamı: ölçüyle biçmek, yaratmak; ve halâkayrılmış pay, nasip.

Kelimenin bu anlamı, kökün "ölçme" fikrinden gelir: bir kişiye biçilmiş, ölçülmüş pay.

Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum: ayet, dünyadan alınan şeyi "payınız" diye adlandırıyor — ve fiil istemtea (yararlandı, faydalandı). Yani ayet, yararlanmayı yasaklamıyor; onun bütünü sayılmasını yeriyor.

ٱلْمُؤْتَفِكَٰت — kök: أ-ف-ك

Kökün anlamı: bir şeyi yüzünden çevirmek, ters yüz etmek. İfk — gerçeği tersine çeviren yalan. Kök Nûr'de (ifk) ve Zâriyât 51/9'da işlendi.

Mü'tefikâtaltüst olmuş, ters çevrilmiş yerleşimler.

Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum: aynı kök hem yalanı hem yerin altüst olmasını adlandırıyor. Ve Rûm ile diğer kıssa sûrelerinde bu şehirlerin akıbeti işlendi; burada yalnız ad olarak anılıyor.

Ve sayılan altı topluluk kaydedilmelidir: Nûh kavmi, Âd, Semûd, İbrâhîm kavmi, Medyen halkı, ve mü'tefikât. Bu liste Kur'an'da birkaç yerde tekrarlanır; dizinde Şuarâ ve Hûd'de kıssaları işlendi.


Tevbe sûresinin tamamı