Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Tevbe 90. ayet

Kur'an · 9. sûre: Tevbe · 90. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

9/90

وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ

Ve câe'l-muazzirûne mine'l-a'râbi li-yü'zene lehüm ve kaade'llezîne kezebûllâhe ve rasûlehû; se-yusîbü'llezîne keferû minhüm azâbün elîm

"Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler; Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise oturdular. İçlerinden inkâr edenlere acıklı bir azap isabet edecektir."

ٱلْمُعَذِّرُون — bir kıraat ve anlam meselesi

Kelimenin okunuşu ve anlamı üzerinde ihtilaf vardır ve anlamı değiştirdiği için kaydediyorum:

OkunuşKalıpAnlamı
ٱلْمُعَذِّرُون (el-muazzirûn)II. bâbdan ism-i fâilMazeret uyduranlar — geçerli olmayan bahane ileri sürenler
ٱلْمُعْذِرُون (el-mu'zirûn)IV. bâbdanGerçek mazereti olanlar

İki okuma da kaynaklarda zikredilir ve anlam tersine döner. Tercih dayatmıyorum.

Ve şunu kendi okumam olarak kaydediyorum: ayetin devamı bir ikinci grup anıyor — ve kaade'llezîne kezebûllâhe ve rasûlehû — yani gelmeyip oturanlar. Cümle iki davranışı ayırıyor: gelip mazeret bildirenler ve hiç gelmeyenler. Bu ayrımın kendisi, kelimenin hangi okunuşta olursa olsun, bir derecelendirme taşıdığını gösteriyor.

ٱلْأَعْرَاب

Kelime Fetih ve Hucurât'de işlendi ve orada kaydedilmişti: a'râb, "Araplar" değil bedevîler demektir — yerleşik olmayan, çölde yaşayan topluluklar. Oraya dayanıyorum.

Ve min edatı burada da teb'îz bildirir: mine'l-a'râb — "bedevîlerden." Nitekim sûrenin 99. ayeti aynı topluluğun içinden bir kesimi ayrı olarak anacaktır.

STYLE gereği: bu kelimeden hiçbir etnik ya da toplumsal gruba toptan hüküm kurulmamaktadır.


Tevbe sûresinin tamamı