Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Şems 5. ayet

Kur'an · 91. sûre: Şems · 5. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

91/5

وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا

Ve's-semâi ve mâ benâhâ "Ve göğe, ve onu bina edene."

Burada dizinin karakteri değişiyor. İlk dört yeminde sadece nesne vardı; şimdi nesnenin yanına yapan giriyor.

بَنَى — bina etmek

Kök: b-n-y. İnşa etmek, kurmak, üst üste koyarak yapı meydana getirmek. Aynı kökten binâ (yapı), bünyân (sağlam yapı), ibn (oğul — soyun üzerine kurulduğu) gelir.

Bu fiil gök için Kur'an'da tekrar tekrar kullanılır: "Üstünüze yedi sağlam (şidâd) gök bina ettik" (Nebe 78/12); "Göğü kudretimizle bina ettik" (Zâriyât 51/47).

Bakara sûresinde bu kelimeye zaten değinilmişti: "O ki yeri sizin için bir döşek, göğü bir bina yaptı" (Bakara 2/22). Orada söylenen şey burada tekrar ediliyor: gök, Kur'an'da bir boşluk değil, kurulmuş bir yapıdır. Boşluk kendiliğinden olur; yapı bir yapıcı gerektirir. Kelimenin seçimi, sonraki cümlede gelecek olan "onu bina eden" ifadesini zaten hazırlıyor.

مَا — bu edat üzerindeki tartışma

Sûrenin en çok tartışılan gramer meselesi bu ve tartışma 5, 6 ve 7. ayetlerin üçünü birden ilgilendiriyor.

Sorun şu: Arapçada مَا genellikle akılsız varlıklar için, مَنْ ise akıl sahipleri için kullanılır. Burada gök ve yerin yapıcısı Allah'tır. O halde neden ve men benâhâ (onu bina edene) değil de ve mâ benâhâ deniyor?

Üç cevap verilmiştir:

Görüş nedirÇeviriDayanağıZayıf tarafı
MasdariyyeKendinden sonraki fiili masdara çevirir"Göğe ve onu bina edişine andolsun"'nın akıllı-akılsız kuralına takılması gerekmez; Kur'an'da fiile/işe yemin edilen yerler var8. ayetin ("sonra ona ilham etti") fâile dönmesi, yeminin de bir fâile bakıyor olmasını düşündürüyor
Mevsûle"O ki, onu bina eden""Göğe ve onu bina edene andolsun"Sûrenin akışı yapıcıya doğru ilerliyor; 8. ayetteki fe-elhemehâ fiilinin fâili buradan geliyor'nın akıl sahibi için kullanılması alışılmışın dışı
Nekire mevsûfeBelirsiz bir isim + sıfat"Göğe ve onu bina eden bir kudrete andolsun"Belirsizlik, tazim (yüceltme) bildirir: adı konmamış, sınırı çizilmemiş bir güçAnlam bakımından ikinciyle neredeyse aynı yere çıkıyor

İkinci görüşe yapılan itiraza şu cevap verilir ve cevap ciddidir: مَا, akıl sahipleri için kullanıldığında zâta değil vasfa bakar. "Kim yaptı?" değil, "ne türden bir şey yaptı?" sorusunun cevabıdır. Bu yüzden burada bir belirsizlik değil, bir büyütme üretir: bunu yapan şeyin ne olduğunu tarif etmeye kalkmayın. Kur'an'da benzer bir kullanım vardır: "Sizi ve yaptıklarınızı (mâ ta'melûn) Allah yarattı" (Sâffât 37/96) — orada da tartışmalıdır.

Tercih. Bir tercih belirtmem gerekirse — ve bunun bağlayıcı olmadığını söyleyerek — ikinci ve üçüncü görüşler sûrenin kendi akışına daha iyi oturuyor. Sebebi şu: yedinci ayetin devamı sekizinci ayettir ve orada fiil bir fâile dönüyor: "fe-elhemehâ" — "sonra ona ilham etti." İlham eden bir zattır. Yeminin üçüncü basamağında fâil zaten sahnede olmasaydı, sekizinci ayetteki gizli özne havada kalırdı.

Ama masdariyye görüşünün de gerçek bir gücü var ve ihtilafı çözülmüş göstermek doğru olmaz: o okuyuşta yemin, fiile yapılmış olur — bina edişe, döşeyişe, düzenleyişe. Ve bu, sûrenin işini gören bir okuyuştur, çünkü sûre boyunca vurgulanan şey zaten yapılan iştir.

Şunu da eklemek gerekiyor: üç görüş de sonuçta aynı yeri gösteriyor. İster "onu bina edişe", ister "onu bina edene", ister "onu bina eden bir kudrete" deyin — cümle göğün kendiliğinden olmadığını söylüyor.


Şems sûresinin tamamı