وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰ
Üç ayet önce اسْتَغْنَى denmişti: kendini muhtaç görmedi. Şimdi aynı kökten يُغْنِي geliyor: fayda vermez, ihtiyacını gidermez.
Bu, sûrenin kurduğu en keskin ironidir. Adam kendini ğanî (muhtaç değil) sanıyordu; malı onu ğanî kılmayacak.
Kur'an bu kalıbı başka yerlerde de kullanır: "Malı ve kazandığı ona fayda vermedi" (Tebbet 111/2 — orada mâ ağnâ); "Ne malları ne evlatları onlara Allah'a karşı bir fayda sağlar" (Âl-i İmrân 3/10, 116'da benzer).
Ama Leyl'deki kullanım özel, çünkü aynı sûrenin içinde adamın kendi iddiasına cevap veriyor. Sekizinci ayette söylediği şey, on birinci ayette çürütülüyor — ve çürütmede kendi kelimesi kullanılıyor.
Kök: ر-د-ي. Somut anlamı yüksek bir yerden düşmek, yuvarlanmak, uçuruma yuvarlanmak. Redâ — helâk, mahvolma; çünkü düşen helâk olur.
- مُتَرَدِّيَة (müteraddiye) — yüksekten düşerek ölen hayvan. Kur'an'da eti haram kılınan hayvanlar arasında sayılır (Mâide 5/3). Bu kullanım kökün somut anlamını tartışmasız gösteriyor: yuvarlanıp ölmüş hayvan.
- رَدَى (redâ) — helâk. Tâhâ 20/16: "Sakın seni ondan alıkoymasın, yoksa helâk olursun" (fe-terdâ).
- تَرْدِيَة — düşürmek, uçuruma itmek.
| Okuyuş | Anlam | Gerekçe |
|---|---|---|
| Öldü | Helâk oldu, canı çıktı | Kökün "helâk" anlamı |
| Kabre düştü | Mezara indirildiğinde | Düşme anlamının somut karşılığı |
| Ateşe yuvarlandı | Cehenneme düştüğünde | Kökün "yüksekten düşme" anlamı; sûrenin ilerisinde ateş anılıyor |
Üçü birbirini dışlamıyor — bir kişi öldüğünde üçü de sırayla gerçekleşiyor. Kelimenin böyle mutlak bırakılması, üçünü birden kapsaması içindir.
Görüntünün gücü. Kelime "öldüğünde" demiyor; "yuvarlandığında" diyor. Ölüm bir durma olarak değil, bir düşme olarak resmediliyor.
Ve bu, sûrenin ilk yarısıyla bağlantılı: dördüncü ayette insan koşan bir varlık olarak tarif edilmişti (sa'y). Şimdi o koşunun sonu geliyor: koşan, yuvarlanıyor. Aynı hareket, aynı hız — ama artık kontrol yok.
Bir de mal ile bu görüntü arasındaki ilişki var. Elinde ağırlık taşıyan biri yuvarlanmaya başladığında, ağırlık onu kurtarmaz; hızlandırır. Bunu ayetin kastı olarak sunmuyorum — kendi okumamdır — ama kelimenin seçtiği görüntüde hazır duran bir imkândır.