Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Leyl 3. ayet

Kur'an · 92. sûre: Leyl · 3. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

92/3

وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ

Ve mâ halaka'z-zekera ve'l-ünsâ "Ve erkeği ve dişiyi yaratana."

Yemin dizisinin son halkası ve Şems'teki "ve nefsin ve mâ sevvâhâ"nın karşılığı.

مَا edatı — yine aynı tartışma

Şems 91/5-7'de ele alınan مَا tartışması burada aynen tekrarlanıyor: masdariyye mi, mevsûle mi?

OkuyuşÇeviri
Masdariyye"Erkeği ve dişiyi yaratmasına andolsun"
Mevsûle"Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun"
Nekire mevsûfe"Erkeği ve dişiyi yaratan bir kudrete andolsun"

Gerekçeler ve itirazlar Şems bahsinde verildi; tekrarlamıyorum. Şu kadarını eklemek gerekiyor: burada masdariyye okuyuşu Şems'tekinden biraz daha rahat işliyor, çünkü Leyl'de sonraki ayet bir fâile dönmüyor. Şems'te sekizinci ayet "fe-elhemehâ" (sonra ona ilham etti) diyerek gizli bir özneye bağlanıyordu; burada dördüncü ayet "inne sa'yeküm le-şettâ" diyor — muhataba dönüyor.

Yine de anlam bakımından üç okuyuş da aynı yere çıkıyor: erkek ile dişinin ayrımı kendiliğinden olmuş bir şey değil, yaratılmış bir ayrımdır.

Bir kıraat meselesi

Bu ayetle ilgili, hadis kaynaklarında yer alan bir rivayet var ve kaydedilmesi gerekiyor.

Buhârî ve Müslim'de nakledilen bir rivayete göre, tâbiînden Alkame Şam'a gittiğinde Ebü'd-Derdâ ile karşılaşır; Ebü'd-Derdâ ona İbn Mes'ûd'un bu ayeti nasıl okuduğunu sorar. Alkame "ve'z-zekeri ve'l-ünsâ" (وَالذَّكَرِ وَالْأُنْثَى) şeklinde — yani ve mâ halaka olmadan — okur. Ebü'd-Derdâ da Peygamber'den böyle işittiğini söyler.

Bu okuyuş hakkında iki şeyi ayırmak gerekiyor:

1. Rivayet sahih kaynaklarda yer alır. Nakli inkâr etmek için sebep yok. 2. Bu okuyuş mushafın metni değildir. Kıraat ilminde "şâz" (mütevâtir olmayan) sayılır; namazda okunmaz, Kur'an metni olarak yazılmaz. Mushafta yer alan ve bütün kıraat imamlarınca okunan biçim وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنثَىٰ'dır.

Anlam bakımından fark var: şâz okuyuşta yemin doğrudan erkek ve dişiye yapılır; mushaf metninde ise yaratana/yaratmaya yapılır. Mushaf metni, dizinin diğer halkalarıyla (Şems'teki mâ benâhâ, mâ tahâhâ, mâ sevvâhâ) uyumludur: yemin nesneye değil, nesneyi var edene ilerliyor.

Bu meseleyi kaydetmemin sebebi şu: bu tür rivayetler bazen "Kur'an'da değişiklik" iddiasıyla dolaşıma sokulur. Doğru çerçeve şudur — ilk nesillerde bazı sahâbîlerin, âyetin anlamını açan ya da kısaltan okuyuşları bilinip nakledilmiştir; bunlar mushafa girmemiştir ve girmemesi zaten kıraat ilminin işleyişinin göstergesidir.

ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ — erkek ve dişi

ذَكَر (zeker). Kök ذ-ك-ر. İlgi çekici biçimde bu kök aynı zamanda hatırlamak, anmak demektir: zikir, tezkire, zikrâ. İki anlamın nasıl birleştiği dilcilerde tartışılır; bir açıklamaya göre erkeklik "anılan, adı sürdürülen" ile ilişkilendirilmiştir. Kesin bir sonuç yok; sözlükler iki anlamı yan yana verir.

أُنْثَى (ünsâ). Kök أ-ن-ث. Sözlükler kökü yumuşaklık ile ilişkilendirir: el-enîs — yumuşak, kolay bükülen. Demirin yumuşak cinsine de bu kökten bir ad verilir.

Neden bu ikili?

Sûrenin konusu insan çabalarının farklılığı ve iki zıt ahlâkî tip. Yemin dizisi bunun için bir zemin kuruyor ve zemin ikilikler üzerine kurulmuş:

1. Gece / gündüz — zamanın ikiliği 2. Erkek / dişi — canlının ikiliği 3. (Cevapta) Veren / cimrilik eden — insanın ikiliği

Yani sûre, "her şey çiftler halinde yaratılmıştır" fikrinden ahlâkî ayrıma geçiyor. Kur'an bu fikri başka yerde açıkça söyler: "Her şeyden çift çift yarattık; belki düşünüp öğüt alırsınız" (Zâriyât 51/49); "Yeryüzünün bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah) noksanlıklardan uzaktır" (Yâsîn 36/36).

Ve fiil önemli: خَلَقَ — yarattı. Erkek-dişi ayrımı bir kaza değil, bir yaratma eylemi.

Bir de şu var: ikilik, sûrenin sonraki bölümünün hem modeli hem karşıtı olarak duruyor. Gece ile gündüz birbirini tamamlar; erkek ile dişi birbirini tamamlar. Ama beşinci ayetten itibaren gelecek olan ikili tamamlayıcı değil, karşıttır: veren ile vermeyen birbirini tamamlamaz.

Bunu kendi okumam olarak söylüyorum: sûre, tabiattaki ikiliğin "denge" olduğunu, ahlâktaki ikiliğin ise "ayrışma" olduğunu yan yana koyuyor. Gece ile gündüz aynı düzenin parçalarıdır; cimri ile cömert aynı düzenin parçası değildir.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ذ-ك-ر

Leyl sûresinin tamamı