فَلَعَلَّكَ تَارِكٌۢ بَعْضَ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَضَآئِقٌۢ بِهِۦ صَدْرُكَ أَن يَقُولُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَآءَ مَعَهُۥ مَلَكٌ إِنَّمَآ أَنتَ نَذِيرٌ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ
Fe-lealleke târikun ba'da mâ yûhâ ileyke ve dâikun bihî sadruke en yekūlû lev lâ ünzile aleyhi kenzün ev câe meahû melek, innemâ ente nezîr, va'llâhu alâ külli şey'in vekîl
"Belki de sen, 'Ona bir hazine indirilseydi ya, yahut onunla birlikte bir melek gelseydi ya' demeleri yüzünden, sana vahyedilenin bir kısmını bırakacak ve göğsün onunla daralacaksın. Sen ancak bir uyarıcısın; her şeyin sorumluluğunu üstlenen Allah'tır."
Lealle edatı, elçiye yönelik bir cümlede Kur'an'da birkaç yerde geçer ve dizinde işlendi: Şuarâ 26/3 (lealleke bâhıun nefseke) ve Kehf 18/6 (fe-lealleke bâhıun nefseke alâ âsârihim esefâ). Oraya dayanıyorum.
| Yer | Lealleke'den sonra ne geliyor |
|---|---|
| Şuarâ 26/3 | Bâhıun nefsek — kendini helâk edecek kadar üzülmek |
| Kehf 18/6 | Bâhıun nefsek … esefâ — aynı, "hayıflanarak" eklenmiş |
| Hûd 11/12 | Târikun ba'da mâ yûhâ ileyk — vahyedilenin bir kısmını bırakmak |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı üç ayetin haberleridir: üzülmek bir iç hâldir; bir kısmını bırakmak bir tebliğ kararıdır. Hûd, aynı sıkışmanın bir adım ötesini adlandırıyor.
STYLE gereği bir kayıt: cümle bir ihtimal kipiyle kuruluyor ve bir vukû bildirimi değildir. Klasik kaynaklarda bu ayetin, gerçekleşmiş bir eksiklik değil, muhtemel bir sıkışmanın önünün kesilmesi olarak okunduğu yaygın olarak nakledilir. Bu tefsirde de aynı sınır korunuyor.
ض-ي-ق kökü: darlık. Kök Şuarâ 26/13'te (ve yedîku sadrî) Mûsâ'nın itirazında işlendi ve oraya dayanıyorum.
| Yer | Kim | Ne zaman |
|---|---|---|
| Şuarâ 26/13 | Mûsâ | Görev verilirken — henüz başlamadan |
| Hûd 11/12 | Muhammed | Görev sürerken — itirazlar geldikten sonra |
Ve kelimenin kalıbı kaydedilmelidir: dâik değil dâikun bihî sadruk. Yani daralan sen değil, göğsün; ve daraltan şey bihî — vahyin kendisi değil, taşınmasıdır. Bu bir dizim gözlemidir.
Bu iki talep Furkān 25/7-8'de birlikte işlendi (lev lâ ünzile ileyhi melekün fe-yekûne meahû nezîrâ · ev yülkā ileyhi kenzün). Oraya dayanıyorum.
Ve talebin türü kaydedilmelidir: ikisi de elçinin konumuna bakıyor, söylediğine değil. Şuarâ 26/111'de (e-nü'minü leke ve'ttebeake'l-erzelûn) ve Zuhruf 43/31'de (racülin mine'l-karyeteyni azîm) aynı aile işlendi.
Bu sınır dizinde birçok yerde tablolandı (Kasas 28/56, Fâtır (Melâike) 35/8, Lokmân 31/23, Zümer 39/41, Ahkāf 46/35, Ra'd 13/7). Tekrarlamıyorum.
Ve bu kelime sûrenin son ayetinde emir kipiyle geri dönecek: ve tevekkel aleyh (123). Bu, metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir ve kapanış bölümünde tablolanacak.