Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Hûd 15-16. ayetler

Kur'an · 11. sûre: Hûd · 15-16. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

11/15-16

مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَٰلَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ · أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا ٱلنَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا۟ فِيهَا وَبَٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Men kâne yürîdü'l-hayâte'd-dünyâ ve zînetehâ nüveffi ileyhim a'mâlehüm fîhâ ve hüm fîhâ lâ yübhasûn · Ülâike'llezîne leyse lehüm fi'l-âhirati ille'n-nâr, ve habita mâ sanaû fîhâ ve bâtılün mâ kânû ya'melûn

"Kim dünya hayatını ve süsünü isterse, işlerinin karşılığını orada kendilerine tam olarak veririz ve orada kendilerine bir eksiklik yapılmaz. · İşte onlar, âhirette kendilerine ateşten başka bir şey olmayanlardır. Orada yaptıkları boşa gitmiştir; işledikleri şey geçersizdir."

İki kök: و-ف-ي ve ب-خ-س

Ayette iki kök yan yana geliyor ve ikisi de ölçü alanına aittir — sûrenin ilerideki Şuayb bölümünün kelimeleri.

و-ف-ي kökü: tam olmak, eksiksiz vermek. Kök dizinde birçok yerde işlendi (İsrâ 17/34-35, Mutaffifîn, Necm). Nüveffitam veririz.

ب-خ-س kökü: bir şeyin değerini düşürerek almak, hakkını eksik vermek. Kök Mutaffifîn'de çözümlendi ve Şuarâ 26/183'te tekrar işlendi. Oraya dayanıyorum.

Ve kaydedilmesi gereken şudur: bu iki kök, doksan beş ayet sonra Şuayb'in ağzında birlikte geri gelecek.

AyetİfadeKim
15veffi ileyhim a'mâlehüm · lâ yübhasûnAllah — dünyadaki karşılık hakkında
85Evfü'l-mikyâle ve'l-mîzâne bi'l-kıst · ve lâ tebhasü'n-nâse eşyâehümŞuayb — çarşıdaki alışveriş hakkında

Aynı iki kök, aynı sırada, iki ayrı alanda. Bu, metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki ayetin kelime örtüşmesidir: sûre, dünyadaki karşılığı ölçü diliyle anlatıyor — Allah kimseye eksik ölçmüyor. Ve Şuayb'in kavmine söylediği şey, insanın bu ölçüyü taklit etmesidir. Bu bir izahtır, bir hüküm değil.

حَبِطَ — kök ح-ب-ط

Kökün somut anlamı dilcilerde kaydedilir ve dikkat çekicidir: habıtat'il-ibil — deve, zararlı bir bitki yiyip karnı şişerek ölür. Yani habt, dışarıdan tokluk gibi görünen bir bozulmadır.

Bunu dilcilere nispet ediyorum; kelimenin Kur'an'daki kullanımı amelin geçersizleşmesidir.

وَبَٰطِلٌ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَب-ط-ل kökü: boşa çıkmak, geçersiz olmak.

İki kelimenin farkı kaydedilmeye değer: habita fiildir (oldu), bâtıl isimdir (öyledir). Yani bir amel önce boşa gitti, sonra zaten boş olduğu söylendi. Bu bir dizim gözlemidir.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ب-خ-سو-ف-يب-ط-ل

Hûd sûresinin tamamı