Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Hûd 47. ayet

Kur'an · 11. sûre: Hûd · 47. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

11/47

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ أَكُن مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

Kāle rabbi innî eûzü bike en es'eleke mâ leyse lî bihî ilm, ve illâ tağfir lî ve terhamnî ekün mine'l-hâsirîn

"Dedi ki: 'Rabbim! Hakkında bilgim olmayan bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen, ziyana uğrayanlardan olurum.'"

Cevabın biçimi

Nûh, kırk altıncı ayetteki uyarıya bir savunmayla karşılık vermiyor. "Ben bilmiyordum" demiyor; "haklıydım" demiyor.

Cümle iki parçadan oluşuyor:

#İfadeNe yapıyor
1Eûzü bike en es'eleke mâ leyse lî bihî ilmUyarının kelimelerini aynen alıyor
2Ve illâ tağfir lî ve terhamnî ekün mine'l-hâsirînSonucu kendi üzerine alıyor

Ve birinci parçanın kelimeleri, kırk altıncı ayetin kelimeleridir:

Ayetİfade
46Fe-lâ tes'elni mâ leyse leke bihî ilm
47En es'eleke mâ leyse lî bihî ilm

Tek fark zamirdedir: leke. Yani Nûh, kendisine söyleneni birinci şahsa çevirerek tekrarlıyor. Bu, metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir.

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: cevap, uyarının anlaşıldığını kelimeyle gösteriyor.

أَعُوذُ بِكَ — sığınmanın konusu

ع-و-ذ kökü: sığınmak, korunmak için bir yere çekilmek. Kök Felak ve Nâs'de işlendi.

Ve sığınılan şeyin ne olduğu kaydedilmelidir: Nûh, bir düşmandan, bir azaptan ya da bir tehlikeden değil; kendi yapacağı bir istekten sığınıyor.

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum ve dizindeki eûzü kullanımlarıyla karşılaştırıyorum: Felak ve Nâs sûrelerinde sığınılan şey dışarıdan gelen bir şerdir. Burada içeriden gelen bir davranıştır.

وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ

Şart cümlesi: ve in lâve illâ.

Ve iki fiilin sırası kaydedilmeye değer: tağfir (bağışlama) ve terham (merhamet). Ve aynı iki isim kırk birinci ayette geçmişti: inne rabbî le-ğafûrun rahîm — Nûh gemiye binerken.

AyetİfadeKim hakkında
41İnne rabbî le-ğafûrun rahîmGemiye binenler için söylenmişti
47Ve illâ tağfir lî ve terhamnîKendisi için isteniyor

Aynı iki kök, altı ayet arayla, iki ayrı yönde. Bu, metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir.

Ve Nûh'de aynı yapının sûre içindeki sırası tablolanmıştı: mağfiret önce başkası için umuluyor (71/7), sonra başkasından istenmesi öğretiliyor (71/10), en sonda kişi kendisi için istiyor (71/28). Hûd 11/41-47 aynı sırayı daha kısa bir mesafede tekrarlıyor. Oraya dayanıyorum ve bunu bir örtüşme olarak kaydediyorum.


Hûd sûresinin tamamı