Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Hûd 8. ayet

Kur'an · 11. sûre: Hûd · 8. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

11/8

وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۥٓ أَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Ve le-in ahharnâ anhümü'l-azâbe ilâ ümmetin ma'dûdetin le-yekūlünne mâ yahbisüh, elâ yevme ye'tîhim leyse masrûfen anhüm ve hâka bihim mâ kânû bihî yestehziûn

"Onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka 'Onu tutan nedir?' derler. Dikkat edin! O, kendilerine geleceği gün onlardan çevrilecek değildir; ve alay ettikleri şey onları kuşatacaktır."

أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍümmet burada "süre"

Kelimenin "topluluk" dışındaki anlamı Zuhruf 43/22'de işlendi ve orada ümmetin "izlenen yol, tutulan çizgi" anlamı tablolanmıştı. Oraya dayanıyorum.

Burada kelime üçüncü bir anlamda geliyor: zaman aralığı, süre. أ-م-م kökündeki "öncelik, kaynakta olma" fikri, bir zaman diliminin sayılabilirliğine de uzanır. Ve sıfat bunu doğruluyor: ma'dûde — "sayılı".

ع-د-د kökü: saymak. Ma'dûd — sayılmış, sayısı belli.

Yani cümle bir belirsizlik değil, bir belirlilik bildiriyor: erteleme var, ama süre sayılı. Ve sûre bu kelimeye geri dönecek: yüz dördüncü ayette ve mâ nüahhıruhû illâ li-ecelin ma'dûd — birebir aynı fikir.

Ayetİfade
8İlâ ümmetin ma'dûdeh
104İllâ li-ecelin ma'dûd

Aynı kelime, sûrenin iki ucunda. Bu, metinden doğrulanabilir bir örtüşmedir.

مَا يَحْبِسُهُۥ — "onu tutan nedir?"

ح-ب-س kökü: tutmak, alıkoymak, engellemek. Aynı kökten habs (hapis) gelir.

Sorunun türü kaydedilmelidir ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: soru, azabın gerçekliğini tartışmıyor; gecikmesini soruyor. Yani alay, iddianın içeriğine değil, takvimine yöneliyor.

Azabın acele istenmesi dizinde birçok yerde işlendi (Ra'd 13/6, Sebe' 34/29, Ankebût 29/53, Sâffât 37/176). Oraya dayanıyorum.

وَحَاقَ بِهِم — kuşatan fiil

ح-ي-ق kökü: bir şeyin çevresini sarıp inmek, kuşatmak. Kök Ğâfir (Mü'min) 40/45 ve Ahkāf 46/26'da işlendi.

Ve fiilin kipine dikkat: hâka mâzîdir — gelecekte olacak bir şey olmuş gibi anlatılıyor. Arapçada bu, kesinlik bildirir.


Bu bölümde çözümlenen kökler

أ-م-مع-د-دح-ي-ق

Hûd sûresinin tamamı