Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Yûsuf 97-98. ayetler

Kur'an · 12. sûre: Yûsuf · 97-98. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

12/97-98

قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا ٱسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ · قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

"'Babamız! Günahlarımız için bağışlanma dile; biz gerçekten hata etmiştik' dediler. 'Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim; şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir' dedi."

İkrarın ikinci kez tekrarlanması

Ve hâtıîn kelimesi, üç ayet arayla ikinci kez geçiyor (91 ve 97). Ve muhatap değişiyor:

AyetKime söyleniyor
91Yûsuf'a — zarar verdikleri kişiye
97Babaya — zarar verdikleri öteki kişiye

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: ikrar iki ayrı tarafa ayrı ayrı yapılıyor. Ve iki yerde de aynı kelime kullanılıyor.

سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ

سَوْفَ — Arapçada geleceğe işaret eden edat ve se- ekinden daha uzak bir zamana bakar.

Erteleme üzerinde klasik tefsirlerde durulmuştur ve farklı izahlar nakledilir:

İzahGerekçe
1Belirli bir vakit beklenmektedir — duanın kabulüne daha yakın bir zaman
2Kesin bir söz verilmemesi — bağışlamanın Allah'a ait olduğunun korunması
3Sadece bir gelecek bildirimi — edatın olağan işlevi; ertelemede bir kasıt aranmayabilir

İzahları aktarıyorum, tercih dayatmıyorum.

Ve şu kaydedilmeye değer, kendi okumam olarak: cevabın yapısı, 92. ayetteki af cümlesiyle aynı mantıktadır. Orada da bağışlama Allah'a havale edilmişti (yağfirullâhu leküm). Baba ve oğul, aynı ayrımı iki ayrı cümlede koruyor: kendi tasarrufunda olanı yapmak, olmayanı asıl merciye bırakmak.

ذُنُوب — kök ذ-ن-ب: zeneb — kuyruk. Dilciler zenbi "arkadan gelen sonuç" resmiyle açıklar: fiilin peşine takılan şey.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ذ-ن-ب

Yûsuf sûresinin tamamı