هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمُ ٱلْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنشِئُ ٱلسَّحَابَ ٱلثِّقَالَ · وَيُسَبِّحُ ٱلرَّعْدُ بِحَمْدِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِۦ
"Size korku ve umut olarak şimşeği gösteren, ağır bulutları oluşturan O'dur. Gök gürültüsü hamd ile O'nu tesbih eder; melekler de O'nun korkusundan."
خَوْفًا وَطَمَعًا — iki zıt duygu, tek olayda. Rûm 30/24'te aynı ifade işlendi (yürîkümü'l-berka havfen ve tamaâ). Oraya dayanıyorum.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: şimşek, çölde yaşayan için hem yıldırım tehlikesi hem yağmur müjdesidir. Ayet ikisini ayırmıyor — aynı olaya iki karşılık veriyor.
ر-ع-د kökü — dizinde ilk kez burada geçiyor: gürlemek, titremek. Dilciler kökün "sarsılma, titreme" anlamını kaydeder (ir'ade — titreme).
STYLE gereği bir sınır: buradan meteorolojiye dair bir iddia çıkarmıyorum. İsrâ 17/44'te (ve in min şey'in illâ yüsebbihu bi-hamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahüm) bu mesele işlendi; ayetin kendisi, bu tesbihin anlaşılmadığını söylüyor.
وَهُمْ يُجَٰدِلُونَ فِى ٱللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ ٱلْمِحَالِ — ج-د-ل kökü Ğâfir (Mü'min)'nin omurgasıydı (beş geçiş tablolanmıştı) ve Kehf 18/54'te insanın en belirgin özelliği olarak adlandırılmıştı. Oraya dayanıyorum.
Ve dizim kaydedilmeye değer: gök gürültüsünün tesbihi ile insanın tartışması aynı ayette yan yana duruyor.