ٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَىٰ وَمَا تَغِيضُ ٱلْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَىْءٍ عِندَهُۥ بِمِقْدَارٍ … إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ
"Allah, her dişinin neye gebe kaldığını, rahimlerin neyi eksiltip neyi artırdığını bilir; O'nun katında her şey bir ölçüyledir… Bir topluluk kendilerinde olanı değiştirmedikçe, Allah onlarda olanı değiştirmez."
مَا تَغِيضُ ٱلْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ — ğayd: eksilmek, çekilmek (suyun çekilmesi için kullanılır). STYLE gereği: buradan modern embriyolojiye dair bir sonuç çıkarmıyorum; ayet bilginin kapsamını bildiriyor. Fussilet 41/47 ve Fâtır (Melâike) 35/11'de aynı alan işlendi; oraya dayanıyorum.
Terkip min beyni yedeyhi ve min halfihî dizinde birçok yerde işlendi (Fussilet 41/25 ve 41/42, Meryem 19/64): bir şeyin bütün yönlerini kapsamak.
| Taraf | Fiil | Nesne |
|---|---|---|
| Allah | Lâ yüğayyiru | Mâ bi-kavm — topluluğun içinde bulunduğu durum |
| Topluluk | Yüğayyirû | Mâ bi-enfüsihim — kendilerinde olan |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki terkibin farklı oluşudur: ayet, dış durumun değişmesini iç durumun değişmesine bağlıyor. Ve sıralama tek yönlü: önce içeride olan.
STYLE gereği bir kayıt: bu ayet güncel siyasî tartışmalara alet edilmez ve bu tefsirde öyle kullanılmamaktadır. Ayrıca ayetin bağlamı kaydedilmelidir: cümle, koruyucuların anıldığı bir ayetin içinde geçiyor ve devamı ve izâ erâdallâhu bi-kavmin sûen fe-lâ meradde leh ile gidiyor. Yani cümle, insanın sorumluluğunu bildirirken sonucun mutlak olarak insanda olduğunu söylemiyor.