وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ
Ve lâ taktülü'n-nefse'lletî harramallâhü illâ bi'l-hakk, ve men kutile mazlûmen fe-kad cealnâ li-veliyyihî sultânen fe-lâ yüsrif fi'l-katl, innehû kâne mensûrâ
"Allah'ın haram kıldığı canı, hak ile olması dışında öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, onun velisine bir yetki vermişizdir; ama o da öldürmede aşırıya gitmesin. Çünkü ona zaten yardım edilmiştir."
| Sıra | Cümle | Ne yapıyor |
|---|---|---|
| 1 | Ve lâ taktülü'n-nefse'lletî harramallâh | Yasak |
| 2 | İllâ bi'l-hakk | İstisna — kayıt |
| 3 | Fe-lâ yüsrif fi'l-katl | İstisnanın da sınırı |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı üçüncü cümlenin varlığıdır: ayet, bir istisna tanıdıktan hemen sonra istisnanın kendisine sınır koyuyor.
Yani metnin yapısı şudur: yasak → izin verilen hâl → iznin de sınırı. Ve üçüncü basamak olmasaydı ikinci basamak açık uçlu kalırdı.
| Ayet | Sultân | Kime |
|---|---|---|
| 33 | Yetki | Öldürülenin velisine |
| 65 | Hâkimiyet — olumsuzlanıyor | Şeytan için: leyse leke aleyhim sultân |
| 80 | Destekleyici güç | Dua içinde: sultânen nasîrâ |
س-ر-ف kökü: ölçüyü aşmak. Kök Furkān 25/67'de işlendi (lem yüsrifû ve lem yaktürû) ve orada infak bağlamındaydı.
Buradaki kullanım kaydedilmelidir ve fark büyüktür: Furkān'da israf harcamada, burada kısasta. Aynı kök, biri para biri can için.
Bunu kendi okumam olarak veriyorum ve dayanağı kökün ortak anlamıdır: iki yerde de yasaklanan şey ölçüyü aşmaktır. Yani ayet, hakkı olan kişiye bile bir ölçü koyuyor.
Klasik kaynaklarda bu "aşırılığın" neyi kapsadığı (fâil olmayanı öldürmek, birden fazla kişiyi öldürmek, cesede müdahale) tartışılmıştır. Bu tefsirde fıkhî hüküm verilmez; ayetin lafzî olarak koyduğu şey, iznin sınırsız olmadığıdır.