وَإِن كَادُوا۟ لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ
Ve in kâdû le-yeftinûneke ani'llezî evhaynâ ileyke li-tefteriye aleynâ ğayrah, ve izen le'ttehazûke halîlâ · Ve levlâ en sebbetnâke lekad kidte terkenü ileyhim şey'en kalîlâ · İzen le-ezaknâke dı'fe'l-hayâti ve dı'fe'l-memâti sümme lâ tecidü leke aleynâ nasîrâ
"Neredeyse seni, sana vahyettiğimizden çevirip başka bir şeyi bize karşı uydurmaya sürükleyeceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi. Eğer seni sağlamlaştırmasaydık, az da olsa onlara meyledecektin. O takdirde sana hayatın da ölümün de kat kat azabını tattırırdık; sonra bize karşı kendine bir yardımcı bulamazdın."
Bakara 2/71'de bu fiil işlendi ve orada kaydedilmişti: kâde fiili "yaklaşmak, az kalsın olmak" bildirir. Oraya dayanıyorum.
Ve buradaki kullanımın kaydı zorunludur: ayet, olan bir şeyi anlatmıyor. Kâdû ve kidte — ikisi de "az kalsın" kalıbı. Yani hem baskı hem meyil, gerçekleşmemiş olarak anlatılıyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cümlenin şart yapısıdır: direncin kaynağı kişinin kendisine değil, dışarıdan gelen bir desteğe bağlanıyor. Ve aynı fiil (ث-ب-ت) Furkān 25/32'de geçmişti: li-nüsebbite bihî fuâdek — orada araç Kur'an'ın parça parça inişiydi.
| Yer | Sebbete | Aracı |
|---|---|---|
| Furkān 25/32 | Li-nüsebbite bihî fuâdek | Parça parça iniş |
| İsrâ 17/74 | Levlâ en sebbetnâk | Belirtilmiyor |
Ve İsrâ, aynı aracı yüz altıncı ayette anacak: ve kur'ânen feraknâhü li-takraehû ale'n-nâsi alâ müks. İki ayet birlikte okunduğunda, sûrenin kendi içinde bir cevap verdiği görünüyor. Bunu kendi okumam olarak veriyorum.
Bunu bir dil gözlemi olarak kaydediyorum ve dayanağı kökün somut anlamıdır: ayet "onlara katılacaktın" ya da "onlara uyacaktın" demiyor. "Onlara yaslanacaktın" diyor — yani destek alınacak taraf olarak görecektin.
Ve kayıt kaydedilmelidir: şey'en kalîlâ — "az bir şey". Yani söz konusu olan tam bir yönelme değil, küçük bir eğilim.
Karşılık kaydedilmeye değer ve dizim gözlemi olarak veriyorum: ayet, "az bir meyil" için kat kat azap söylüyor. Orantısızlık cümlenin kendisinde.
Dilciler bunu, konumun sorumluluğu ağırlaştırmasıyla açıklar — nitekim benzer bir ölçü Ahzâb 33/30'da işlenmişti. Bu izahı aktarıyorum; ayet bir gerekçe vermiyor.
Ve bu ayetler STYLE gereği bir kayıt gerektiriyor: ayet Peygamber'e söylenmiştir ve içeriği bir uyarıdır. Ayetin, gerçekleşmiş bir olay anlattığı gibi okunması metne aykırıdır; kâde ve levlâ kalıpları bunu kapatıyor.