Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Kehf 13-16. ayetler

Kur'an · 18. sûre: Kehf · 13-16. ayetler

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

18/13-16

نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَٰهُمْ هُدًى · وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ

"Onların haberini sana gerçek olarak anlatıyoruz: onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; biz de onların hidayetini artırdık. Ayağa kalkıp 'Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir' dediklerinde kalplerini pekiştirdik."

وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْrabt: bağlamak, yerinde tutmak.

Deyim Kasas 28/10'da işlendi (levlâ en rabatnâ alâ kalbihâ — Mûsâ'nın annesi). İki yerde de aynı ifade, aynı işte kullanılıyor:

YerKimNe zaman
Kasas 28/10Mûsâ'nın annesiÇocuğunu suya bıraktıktan sonra
Kehf 18/14GençlerAyağa kalkıp konuştuklarında

Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: iki sahnede de kişi kendi başına dayanamayacağı bir şey yapıyor ve destek kalbe veriliyor. Fiil dışarıdan değil içeriden işliyor.

إِذْ قَامُوا۟ — "ayağa kalktıklarında." Fiilin seçimi kaydedilmeye değer: söz, oturarak değil kalkarak söyleniyor.

وَزِدْنَٰهُمْ هُدًى — "hidayetlerini artırdık." Meryem 19/76'da (ve yezîdüllâhü'llezîne'htedev hüdâ) ve Furkān'de aynı yapı işlendi: hidayet, verilmiş bir şeyin üstüne eklenen olarak anılıyor.


Kehf sûresinin tamamı