وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَرْيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا · فَٱتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا · قَالَتْ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحْمَٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا
"Kitapta Meryem'i de an: hani ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti. Onlarla arasına bir perde koymuştu. Derken ona ruhumuzu gönderdik; o da kendisine düzgün bir insan biçiminde göründü. Meryem dedi ki: 'Senden Rahmân'a sığınırım! Eğer korunan biriysen (bana yaklaşma).'"
ٱنتَبَذَتْ — kök ن-ب-ذ: atmak, bir kenara bırakmak. VIII. bâb: kendini bir kenara çekmek. Kök Bakara, Kalem ve Hümeze'de işlendi.
Ve sahnenin kuruluşu kaydedilmelidir: çekilme, perde, sonra geliş. Yani gelen, kapalı bir yere geliyor — ve Meryem'in ilk tepkisi bir sığınma cümlesi oluyor.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: sûrede bu ismin yoğunluğu yapı bölümünde tablolandı. Ve ilk kullanımlardan biri, korku anında sığınma cümlesinde geliyor. İsim, uzak bir sıfat olarak değil, çağrılan bir ad olarak işliyor.
إِن كُنتَ تَقِيًّا — "eğer korunan biriysen". Cümlenin kuruluşu kaydedilmeye değer: Meryem karşısındakini tehdit etmiyor; onun kendi ölçüsüne başvuruyor.
قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمًا زَكِيًّا — ve cevap, kimliğini ve görevini bildiriyor.
قَالَتْ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا — Zekeriyyâ'nın sorusuyla aynı kalıp: ennâ yekûnü lî ğulâm.
| Ayet | Kim | Engel |
|---|---|---|
| 8 | Zekeriyyâ | İmraetî âkırun ve … belağtü mine'l-kiberi ıtiyyâ |
| 20 | Meryem | Lem yemsesnî beşerun ve lem ekü bağıyyâ |
Aynı soru kalıbı, iki ayrı engel. Ve iki cevap da aynı ifadeyi taşıyor: hüve aleyye heyyin (9) / hüve aleyye heyyin (21). Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir simetridir.