19/51-58 — Peygamberler ve secde
"Kitapta Mûsâ'yı da an… Ona Tûr'un sağ yanından seslendik ve onu, kendisiyle gizlice konuşmak üzere yaklaştırdık."
نَجِيًّا — kök ن-ج-و: fısıldaşmak, gizlice konuşmak. Kök Mücâdele'de (necvâ) ayrıntılı işlendi. Tekrarlamıyorum.
Ve sûre içi bağ kaydedilmelidir: üçüncü ayette Zekeriyyâ'nın duası gizli (hafiyy) idi. Burada konuşma gizli. Sûre, iki yönü de aynı alanda tutuyor: gizli seslenme ve gizli cevap.
وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ إِسْمَٰعِيلَ … وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرْضِيًّا
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: vasıf, geniş bir topluluğa değil kendi evine yönelik bir sorumlulukla veriliyor. Ve Lokmân 31/17'de aynı ikili (namaz ve iyiliği emretme) bir baba-oğul konuşmasında geçmişti.
وَرَفَعْنَٰهُ مَكَانًا عَلِيًّا (57) — İdrîs için. Terkibin ne anlattığı klasik tefsirlerde tartışılmıştır; izahları aktarmakla yetiniyor, kesin hüküm kurmuyorum.
Ve Furkān 25/73'te aynı fiil (harra) bir kayıtla geçmişti: lem yehırrû aleyhâ summen ve umyânâ — "sağır ve kör olarak kapanmazlar".
| Yer | Harra fiili | Nasıl |
|---|---|---|
| Furkān 25/73 | Olumsuz kayıt | Summen ve umyânâ — sağır ve kör olarak değil |
| Meryem 19/58 | Olumlu tarif | Sücceden ve bükiyyâ — secde ederek ve ağlayarak |
Aynı fiil, biri nasıl olmaması gerektiğini, öteki nasıl olduğunu söylüyor. Bu, sûreler arası doğrulanabilir bir örtüşmedir.