2/250-252 — Dâvûd ve "birbiriyle savma"
"Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında dediler ki: 'Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam tut ve inkârcı topluluğa karşı bize yardım et.'"
أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا — ifrâğ: bir kabın içindekini tamamen boşaltmak. Sabır, damla damla değil, dökülerek isteniyor. Kelimenin somut resmi duayı taşıyor.
وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ وَٱلْحِكْمَةَ — kıssa, savaşın ayrıntısıyla değil, sonucuyla veriliyor. Ve Dâvûd bu sûrede ilk kez burada anılıyor: ordunun en önde gelen ismi değil, elenmelerden sonra kalan topluluğun içinden biri.
Cümle, bütün bir kıssanın hükmü olarak konuyor ve kaydedilmesi gereken şey şudur: denge, tek bir gücün hâkimiyetiyle değil, güçlerin birbirini sınırlamasıyla kuruluyor.
Bunu kendi okumam olarak veriyorum, dayanağı cümlenin kendisidir: ayet "Allah bozguncuları helâk eder" demiyor; "insanların bir kısmıyla diğerini savar" diyor. Yani araç yine insandır ve düzen, karşılıklı sınırlamayla ayakta durur.
Aynı cümle Hac 22/40'ta bir kez daha, ibadet yerlerinin korunması bağlamında geçer.