2/256 — "Dinde zorlama yoktur"
إِكْرَاه — kök ك-ر-ه: hoşlanmamak. IV. bâbdan mastar: birine hoşlanmadığı bir şeyi yaptırmak, zorlamak.
Cümlenin kuruluşu kaydedilmelidir: lâ burada cinsi olumsuzlayan lâdır (lâ nâfiye li'l-cins). Yani "bir miktar zorlama olmasın" değil: zorlamanın cinsi kaldırılıyor.
Ve gerekçe hemen ardından geliyor: kad tebeyyene'r-rüşdü mine'l-ğayy — "doğru yol, sapkınlıktan ayırt edilmiştir."
Gerekçenin mantığı açıktır: ayrım ortadaysa, zorlamaya gerek yoktur. Zorlama, ancak seçimin önü kapalıysa gerekir.
فَمَن يَكْفُرْ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ — "en sağlam kulpa yapışmıştır."
عُرْوَة — bir kabın ya da giysinin tutulacak yeri, kulp. وُثْقَىٰ — evsakın müennesi: en sağlam, kopmayan.
Benzetme somuttur: tutunulan şeyin kopmaması, tutunanın gücünden değil kulpun sağlamlığından gelir. Ve fiil istemseke — X. bâb: kendi isteğiyle sıkıca tutunmak. Cümlede zorlayan yok; tutunan var.
لَا ٱنفِصَامَ لَهَا — "onda kopma yoktur." ف-ص-م kökü: bir şeyin kırılmadan çatlaması, ayrılması. Dilciler fasm ile kasm arasındaki farkı kaydeder: biri tam kopmadır, öteki ayrılmadan çatlak. Ayet daha ince olanı bile reddediyor.