2/34 — Secde ve İblîs
"Meleklere 'Âdem'e secde edin' dediğimizde hepsi secde etti; İblîs hariç. O kaçındı, büyüklendi ve kâfirlerden oldu."
Bu secdenin ibadet secdesi olmadığı konusunda geniş bir mutabakat vardır — çünkü ibadet yalnızca Allah'a yapılır ve bunu emreden de O'dur. Klasik izahlar: secde bir saygı ve selamlama biçimidir (eski toplumlarda büyüğün önünde eğilmek yaygın bir hürmet ifadesiydi); ya da Âdem yöne dönülen bir işaret noktasıdır, secde Allah'adır.
Her hâlükârda emri veren Allah'tır; dolayısıyla itaat ya da isyan O'na yöneliktir. İblîs'in reddettiği Âdem değil, emirdir.
أَبَىٰ (ebâ) — kaçındı, yanaşmadı. Eylemin kendisi. ٱسْتَكْبَرَ (istekbera) — büyüklendi. Eylemin gerekçesi.
İkinci kelimenin kalıbı önemlidir. İstif'âl babı, bir şeyi istemek veya öyle saymak bildirir. Yani istikbâr, büyük olmak değil, kendini büyük saymaktır. Kelimenin kendisi, kibrin bir gerçeklik değil bir zan olduğunu söylüyor.
İblîs'in gerekçesini Kur'an başka yerde açıkça veriyor: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten, onu çamurdan yarattın" (A'râf 7/12).
Buradan çıkan tespit önemlidir: kibir bir karşılaştırmadan doğar. İblîs kendi başına bir değer iddiasında bulunmuyor; kendini bir başkasıyla kıyaslıyor ve üstün çıkarıyor. Kibir, kendini yüksek görmek değil, başkasını alçak görmektir; ölçüsü daima bir başkasıdır.
Ve kıyasın kendisi kusurludur: ateş ile toprağı karşılaştırıp ateşi üstün ilan etmek bir varsayımdır. Ateş yakar ve tüketir; toprak taşır ve bitirir. İblîs bir hiyerarşi uydurmuş ve kendini onun tepesine koymuştur.
İblîs Allah'ın varlığını inkâr etmiyor. Aksine: O'nunla konuşuyor, emrini duyuyor, kıyamete kadar mühlet istiyor ve isteği kabul ediliyor. Yani hem Allah'a hem âhirete inanıyor. Modern anlamda "ateist" değil; teorik olarak inanç sisteminde hiçbir eksik yok.
Buna rağmen kâfir ilan ediliyor. Çünkü küfür bilgi eksikliği değil, bilineni örtmektir — burada örtülen şey, gördüğü hakikatin gereğini yapmaktır. İblîs bilir ve buna rağmen reddeder.
Bu, Kur'an'ın iman anlayışı hakkında temel bir şey söyler: iman bir bilgi listesine onay vermek değildir. İblîs listenin tamamına onay veriyor ve yine de karşı tarafta duruyor.
İblîs melek mi? Ayetin dizilişi ("meleklere dedik… İblîs hariç") onu meleklerden sayar gibi görünür, ama Kur'an başka yerde açıkça söyler: "O cinlerdendi, Rabbinin emrinden çıktı" (Kehf 18/50). Müfessirlerin çoğunluğu ikinci ayete dayanarak onun cin olduğunu, meleklerle birlikte bulunduğu için emrin kapsamına girdiğini söyler.