تَحْرِيف
"Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir grup, Allah'ın kelâmını dinler, sonra onu iyice anladıktan sonra, bile bile değiştirirdi."
حرف kökü: kenar, uç, sınır. Bir şeyin ortası değil, kıyısı. Aynı kökten harf (yazının en küçük birimi) ve inhirâf (yoldan sapma) gelir. Kur'an başka bir yerde bu kelimeyi çok somut kullanır: "İnsanlardan kimi Allah'a bir kenardan (alâ harfin) kulluk eder" (Hac 22/11) — yani merkezinde değil, kıyısında durarak.
Buna göre tahrîf, kelimenin kendi mantığında: bir şeyi kenarından eğmek. Metni ortadan yırtmak değil; kıyısından hafifçe çekmek, yönünü kaydırmak. Az bir eğrilik, uzakta büyük bir sapma üretir.
| Ne yapılır | Tespiti | |
|---|---|---|
| Lafzın tahrifi | Metnin kendisi değiştirilir | Nüshalar karşılaştırılarak görülebilir |
| Anlamın tahrifi | Metin durur, yorumu kaydırılır | Görülmesi çok daha zordur |
İkincisi daha yaygın ve daha tehlikelidir, çünkü hiçbir iz bırakmaz. Metin ortada durmaktadır; değişen, ondan çıkarılan hükümdür.
مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ — "iyice anladıktan sonra". Ayet bunu özellikle kaydediyor. Fiil a-k-l kökünden — 44. ayette gördüğümüz gibi, "bağlamak". Yani anlamışlar, kavramışlar, bağlantısını kurmuşlar; sonra eğmişler.
Bu, sûrenin altıncı ayetinde kurulan tanımın bir kez daha işlediği yerdir: mesele bilgisizlik değil, bilinenle yapılan şeydir.