لَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ كِتَٰبًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
| Okuma | Zikr ne | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Şeref, anılırlık | "İçinde sizin şerefiniz/adınızın anılması olan kitap" |
| 2 | Öğüt, hatırlatma | "İçinde size hitap eden öğüt bulunan kitap" |
| 3 | Anmanız gereken şey | "Kendisiyle Rabbinizi anacağınız kitap" |
İhtilafı aktarıyorum, tercih dayatmıyorum. ذ-ك-ر kökünün iki temel yönü — hatırlamak ve anmak/adı geçmek — bu ihtilafın kaynağıdır ve kök Yâsîn 36/69'da (ve mâ hüve illâ zikrun ve kur'ânün mübîn) ve Sâd 38/1'de (ze'z-zikr) işlendi. Tekrarlamıyorum.
Ve sûre içi bir kayıt: yedinci ayette ehle'z-zikre sorulması emredilmişti; onuncu ayette zikrin muhatabın kendisinde olduğu söyleniyor. Bu, üç ayetlik bir hareketi tamamlıyor: sor (7) → bilmiyorsan (7) → elinde zaten var (10).
أَفَلَا تَعْقِلُونَ — kök ع-ق-ل: bağlamak, deveyi bağlamak. Ikāl — devenin ayağına bağlanan bağ. Yani akıl, kökü itibarıyla bir bağlama yeteneğidir: dağılanı bir arada tutmak. Bu soru sûrede iki kez geçiyor: 10 ve 67 (İbrâhim'in ağzından). Sayılabilir bir olgudur.