وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
Bu ayet de modern dönemde gök mekaniğiyle eşleştirilmiştir. Otuzuncu ayette çizdiğim sınır burada da geçerlidir ve tekrarlıyorum: ayetten yörünge biçimi, dönme ekseni ya da hareket yasası çıkarmıyorum. Yapacağım şey, iki kelimenin sözlük anlamını vermek ve klasik izahlarla sınırlı kalmaktır.
| Kelime | Anlamı |
|---|---|
| فَلْكَة | İğ başındaki yuvarlak ağırlık — eğrilirken dönen parça |
| فَلَّكَ | Yuvarlaklaşmak |
| فُلْك | Gemi — aynı üç harf |
Ve son satır kaydedilmeye değer: fülk (gemi) ile felek aynı harflerden oluşur. Dilciler ikisi arasında bağ kurmuştur: ikisi de kendi mecrasında akıp giden şeydir. Bunu bir kök kaydı olarak veriyorum, bir anlam iddiası olarak değil.
| Görüş | Felek nedir |
|---|---|
| 1 | Gök cisminin içinde döndüğü mecra/yol |
| 2 | Gök cisminin bulunduğu tabaka |
| 3 | Kelime, dönerliği bildiren bir vasıftır; belirli bir cisim adı değildir |
İhtilafı aktarıyorum, tercih dayatmıyorum. Ve klasik dönemin astronomi tasavvurları ile ayeti eşitlemiyorum; nasıl modern modellerle eşitlemiyorsam.
Kök Sâffât 37/143'te ayrıntılı çözümlendi ve orada tam da bu ayet delil olarak anıldı. Oradaki kayıt:
"Kökün asıl anlamı: suda ya da havada yüzmek, akıp gitmek. […] Yüzme anlamıyla bağı: yüzen, bulunduğu yerden uzaklaşıp gider."
Dilcilerin verdiği tarif şudur: sebh, suda ya da havada, bir dirençle karşılaşmadan, kendi gücüyle ilerlemektir. Yani kelime iki şey bildirir: hareket ve serbestlik.
Fiil yesbehûnedir — vâv-nûn ile, yani âkıl varlıklar (akıl sahipleri) için kullanılan çoğul. Oysa özneler güneş, ay, gece ve gündüzdür.
Nahivcilerin izahı: akılsız varlıklar, akıl sahiplerine ait bir iş yapıyor gibi anlatıldığında âkıl muamelesi görür. Kur'an'da bu birkaç yerde vardır.
Ve bu, sûrenin on dokuz ve yirminci ayetleriyle bir hat kuruyor — bunu kendi okumam olarak kaydediyorum:
| Ayet | Özne | Fiil | Kalıp |
|---|---|---|---|
| 20 | men indehû — katında bulunanlar | yüsebbihûne | II. bâb — tesbih |
| 33 | Güneş, ay, gece, gündüz | yesbehûne | I. bâb — yüzmek |
Aynı kök, on üç ayet arayla, iki ayrı bâbda ve iki ayrı özne için. Ve ikisinde de âkıl çoğulu kullanılmış. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir olgudur.
كُلٌّ — tenvinlidir ve nahivciler bunu muzâfun ileyhi hazfedilmiş sayar: küllühüm — "her biri". Ve her birinin kimleri kapsadığı üzerinde ihtilaf vardır:
| Görüş | Kapsam |
|---|---|
| 1 | Yalnız güneş ve ay — gece ve gündüz "yüzmez" |
| 2 | Dördü birden — ayet dördünü saydıktan sonra küll diyor |