وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٱلْفُرْقَانَ وَضِيَآءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ · ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشْفِقُونَ · وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَٰهُ أَفَأَنتُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ
Ve lekad âteynâ Mûsâ ve Hârûne'l-fürkāne ve dıyâen ve zikran li'l-müttekīn · Ellezîne yahşevne rabbehüm bi'l-ğaybi ve hüm mine's-sâati müşfikūn · Ve hâzâ zikrun mübârekün enzelnâh, e-fe-entüm lehû münkirûn
"Andolsun, Mûsâ ile Hârûn'a Furkān'ı, korunanlar için bir ışık ve bir zikir verdik · Onlar ki, görmedikleri hâlde Rablerinden çekinirler ve Saat'ten titrerler. · İşte bu da bizim indirdiğimiz mübarek bir zikirdir. Şimdi siz onu inkâr mı ediyorsunuz?"
"ف-ر-ق kökü: ayırmak, iki şeyin arasını açmak. […] Fürkān kalıbı (fu'lân) dilcilerce iş bildiren isim sayılır: 'ayırma işi' ya da 'ayırt ettiren şey'. […] Kitaba verilen bu ad, içeriğini değil işlevini bildiriyor."
| Furkān 25/1 | Enbiyâ 21/48 | |
|---|---|---|
| Kime | alâ abdihî — kuluna | Mûsâ ve Hârûn'a |
| Ne verildi | el-Fürkān | el-Fürkāne ve dıyâen ve zikrâ |
| Ne için | li-yekûne li'l-âlemîne nezîrâ | li'l-müttekīn |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı iki ayetin ortak kelimesidir: Furkān bir kitabın özel adı değil, bir işlev adıdır. Aynı işi gören iki kitap, aynı adla anılabiliyor. Furkān sûresinde bu kaydedilmişti — Enbiyâ onu uygulamalı olarak gösteriyor.
| Kelime | Kök | İşlevi |
|---|---|---|
| فُرْقَان | ف-ر-ق | Ayırır — hakla bâtılı |
| ضِيَاء | ض-و-أ | Aydınlatır — görünür kılar |
| ذِكْر | ذ-ك-ر | Hatırlatır — unutulanı geri getirir |
Üçü üç ayrı iş. Ve Yûnus sûresinde dıyâ güneş için, nûr ay için kullanılır (Yûnus 10/5). Dilciler bu ayrıma dayanarak dıyâyı "kendinden olan ışık", nûru "yansıyan ışık" diye ayırır. Bunu nakledilen bir ayrım olarak aktarıyorum.
Ve ellinci ayet, zikr kökünün sûredeki en yoğun kullanımıdır: aynı kelime iki ayet arayla iki ayrı kitap için kullanılıyor (48: Mûsâ'ya verilen; 50: bu).
Mübârek — ب-ر-ك kökü, Mülk 67/1 ve Furkān 25/1'de işlendi. Çekirdek anlam: devenin çökmesi, bir yere yerleşip sabit kalmak — buradan bereket: kalıcı ve artan hayır. Tekrarlamıyorum.
Ve bir dizim kaydı: Furkān sûresi tebârake (fiil) ile açılmıştı; Enbiyâ mübârek (ism-i mef'ûl) kullanıyor. Aynı kök, biri kaynağı, öteki verileni niteliyor.