Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Hac 25. ayet

Kur'an · 22. sûre: Hac · 25. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

22/25

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ٱلَّذِى جَعَلْنَٰهُ لِلنَّاسِ سَوَآءً ٱلْعَٰكِفُ فِيهِ وَٱلْبَادِ

İnne'llezîne keferû ve yesuddûne an sebîlillâhi ve'l-mescidi'l-harâmi'llezî cealnâhu li'n-nâsi sevâeni'l-âkifü fîhi ve'l-bâd · Ve men yürid fîhi bi-ilhâdin bi-zulmin nüzıkhü min azâbin elîm

"İnkâr edenler, Allah yolundan ve insanlar için — orada oturan da dışarıdan gelen de eşit olmak üzere — yaptığımız Mescid-i Harâm'dan alıkoyanlar… Kim orada haktan sapmak suretiyle haksızlık yapmak isterse, ona acı bir azap tattırırız."

جَعَلْنَٰهُ لِلنَّاسِ — mescidin kime ait olduğu

Cümlenin muzâf ileyhi kaydedilmelidir: li'n-nâs — "insanlar için". Bir kabile, bir şehir ya da bir topluluk için değil.

Aynı kayıt Bakara 2/125'te de düşülmüştü: ve iz cealne'l-beyte mesâbeten li'n-nâsi ve emnâ. Oraya dayanıyorum ve orada yapılan gözlemi tekrarlıyorum: "insanlar için" — belirli bir topluluk için değil.

Ve Bakara'daki gözlem burada bir adım daha ileri gidiyor, çünkü Hac ayeti eşitliği açıkça tanımlıyor:

سَوَآءً ٱلْعَٰكِفُ فِيهِ وَٱلْبَادِ

KelimeKökKim
ٱلْعَاكِفع-ك-فOrada durup kalan — yerleşik. İ'tikâf aynı kökten: bir yerde kendini tutmak
ٱلْبَادب-د-وDışarıdan gelen — çölden, taşradan. Bedevî, bâdiye aynı kökten

İki kelime, bir mekân etrafındaki iki insan tipini karşılıyor: sahip olan ile misafir olan. Ve ayet aralarına sevâen (eşit) koyuyor.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı kelime çiftinin kendisidir: eşitlik soyut bir ilke olarak değil, iki somut konum arasında kuruluyor. Ve eşitlenen taraflardan biri, mekânın yanı başında oturandır. Yani yakınlık, ayrıcalık üretmiyor.

Aynı ölçü Bakara 2/199'da da işlenmişti: sümme efîdû min haysü efâda'n-nâs — "insanların aktığı yerden akın." Orada da bir ayrıcalık iddiası kaldırılıyordu ve orada da kullanılan kelime en-nâs idi. Oraya dayanıyorum.

بِإِلْحَادٍۭ بِظُلْمٍل-ح-د kökü: bir yandan öteye eğilmek, doğrultudan sapmak. Lahd — mezarın yan tarafına açılan oyuk; kelime bu somut anlamdan gelir. İlhâd — doğru çizgiden yana sapmak.

Kök Fussilet 41/40'ta işlendi (inne'llezîne yülhıdûne fî âyâtinâ). Oraya dayanıyorum. Orada sapma âyetler hakkındaydı; burada mekân hakkında.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ل-ح-د

Hac sûresinin tamamı