وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
Dizim kaydedilmelidir ve bu, ayetin en dikkat çekici yeridir: iki fiil de mef'ûlsüz geliyor — iğfir ve irham. "Beni bağışla" ya da "bize merhamet et" denmiyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı bu hazfdir: mef'ûlün düşmesi Arapçada umumîlik bildirir; dilciler bunu düzenli olarak kaydeder. Yani dua bir kişiye ya da bir gruba kapanmıyor.
Ve fâsıla kaydedilmelidir: mef'ûllerin düşmesi aynı zamanda sûrenin ses düzenine uyuyor — sûre boyunca ayet sonları -ûn / -în ile bitiyor ve bu ayet de öyle bitiyor.
| Ayet | Terkip | Kim söylüyor | Bağlam |
|---|---|---|---|
| 14 | Ahsenü'l-hâlikīn | Metin | Oluşum |
| 29 | Hayru'l-münzilîn | Nûh — dua içinde | Yolculuk |
| 72 | Hayru'r-râzikīn | Metin | Ücret sorusu |
| 109 | Hayru'r-râhimîn | Alay edilen topluluk — dua içinde | Alay sahnesi |
| 118 | Hayru'r-râhimîn | Muhatap — emirle | Kapanış |
Beş terkibin beşi de bir fiilin fâili üzerinden kuruluyor: yaratmak, indirmek, rızık vermek, merhamet etmek (iki kez).
Aynı yapı Bakara'de kaydedilmişti: "sûre, 286 ayetlik uzun bir hüküm, tarih ve tartışma metninden sonra bir istekle bitiyor." Ve Furkān 25/77'de de sûre bir duâ kelimesiyle kapanıyordu. Oraya dayanıyorum.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı üç sûrenin ortak kapanışıdır: üç sûre de hüküm, tarih ve tartışmadan sonra bir talebe bağlanıyor. Ve Mü'minûn'da bu talep, sûrenin kendi içinde alay konusu edilmiş olan sözdür.