فَإِذَا ٱسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلْفُلْكِ فَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ · وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِى مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ
Fe-izâ'steveyte ente ve men meake ale'l-fülki fe-kuli'l-hamdü lillâhi'llezî neccânâ mine'l-kavmi'z-zâlimîn · Ve kul rabbi enzilnî münzelen mübâraken ve ente hayru'l-münzilîn
"Sen ve seninle beraber olanlar gemiye yerleştiğinizde de ki: 'Hamd, bizi zalim topluluktan kurtaran Allah'a aittir.' Ve de ki: 'Rabbim! Beni bereketli bir konağa indir; sen indirenlerin en hayırlısısın.'"
Dizim kaydedilmelidir ve bu, iki ayetin en dikkat çekici yeridir: biri geriye, öteki ileriye bakıyor.
| Ayet | Dua | Yön |
|---|---|---|
| 28 | El-hamdü lillâhi'llezî neccânâ — mâzî | Geride kalan — kurtuluş |
| 29 | Rabbi enzilnî münzelen mübârakâ — emir | Önde duran — varış |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı iki fiilin zamanıdır: gemiye binildiği anda hem çıkılan yer hem inilecek yer için söz söyleniyor. Ve iki dua da yolculuğun ortasında, henüz hiçbir şey bitmemişken emrediliyor.
Ve bir siyak kaydı: ikinci dua iniş için. Gemi henüz yürümemiştir; ama dua zaten inişten söz ediyor.
| Okuyuş | Kalıp | Anlam |
|---|---|---|
| münzelen | IV. bâbdan ism-i mef'ûl ya da masdar-ı mîmî | "İndirilme yeri" ya da "indirilme işi" |
| menzilen | I. bâbdan ism-i mekân | "Konak, konaklanacak yer" |
İki okuyuş da nakledilir; tercih dayatmıyorum. İkisinde de dua aynı şeyi istiyor: varılan yerin bereketli olması.
Ve terkip kaydedilmeye değer: istenen şey büyük, geniş ya da güvenli bir yer değil — bereketli bir yer. Kökün çekirdeği kalıcılık ve artıştır. Yani dua, yerin niteliğini değil, orada olacak şeyin sürekliliğini istiyor. Bunu kendi okumam olarak veriyorum.
وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِين — sûredeki beş üstünlük terkibinin ikincisi (14, 29, 72, 109, 118). Ve dizim kaydedilmelidir: terkip duanın içindedir, ayrı bir cümle değil. Yani isteyen, isterken istediği şeyin kaynağını da adlandırıyor.