وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ
Kök Şems 91/9'da (kad efleha men zekkâhâ) tafsilatlı işlendi ve Abese'de (leallehû yezzekkâ) tekrar ele alındı. Tekrarlamıyorum. Orada kaydedilen özet şudur:
Ve burada bir dizim ayrıntısı kaydedilmelidir: ayet yü'tûne'z-zekâte (zekâtı verirler) demiyor — kelimenin öteki ayetlerdeki yaygın karşılığı budur. Burada seçilen fiil فعل: "yapmak, işlemek".
| Okuma | Zekât ne | Dayanağı |
|---|---|---|
| 1 | Malın belirli bir kısmını vermek — kurumsal anlamda zekât | Kelimenin Kur'an'daki yaygın kullanımı |
| 2 | Arınma işi — nefsi ve malı temizleyen fiil | Kökün asıl anlamı; ve sûrenin Mekkî olması |
İkinci okumanın dayanağı ayrıca kaydedilmelidir: zekâtın miktar ve nisapla belirlenmiş kurumsal hâli, nakledildiğine göre Medine döneminde şekillenmiştir; bu sûre ise Mekkî sayılır. Bu, ikinci okumayı zorunlu kılmaz — Mekkî ayetlerde de zekât kelimesi geçer — ama tartışmanın kaynağını gösterir.
İki okuma da nakledilir; tercih dayatmıyorum. Ve fıkhî hüküm vermiyorum: zekâtın nisabı, oranı ve kalemleri mezhepler arasında ayrıntılı olarak tartışılmıştır ve bu tefsirin konusu değildir.
Fiilin seçimine dair şunu kendi okumam olarak veriyorum: fâilûn kelimesi vermekten daha geniştir. Fi'l bir işi, bir eylemi bildirir. Böylece madde, yalnız aktarım ânını değil, arınmaya yönelik yapılan işi kapsayacak genişlikte kalıyor.