Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Mü'minûn 78. ayet

Kur'an · 23. sûre: Mü'minûn · 78. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

23/78

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

Ve hüve'llezî enşee lekümü's-sem'a ve'l-ebsâra ve'l-ef'ideh, kalîlen mâ teşkürûn

"Size kulağı, gözleri ve kalpleri var eden O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!"

Kulak-göz-kalp üçlüsü — beşinci halka

Secde 32/9'da bu üçlü dördüncü kez işlenmiş ve dört halkalı bir tablo kurulmuştu. Beşinci halka burasıdır ve tabloyu genişletiyorum:

YerCümleFiilÜçlünün işi
Ahkāf 46/26Ve cealnâ lehüm sem'an ve ebsâran ve ef'ideten fe-mâ ağnâ anhüm…CealeVerildi — işe yaramadı
Câsiye 45/23Ve hateme alâ sem'ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî ğışâvetenHateme / cealeKapatıldı — mühür ve perde
Fussilet 41/20Şehide aleyhim sem'uhüm ve ebsâruhüm ve cülûdühümŞehideŞahitlik etti — üçüncüsü deri
Secde 32/9Ve ceale leküm … kalîlen mâ teşkürûnCealeVerildi — şükredilmedi
Mü'minûn 23/78Ve hüve'llezî enşee leküm … kalîlen mâ teşkürûnEnşeeİnşa edildi — şükredilmedi

Beş yerde de aynı üç kapı sayılıyor; her yerde başka bir hâlde.

Sıralamanın anlamı Ahkāf 46/26'da kaydedilmişti ve burada da geçerlidir: dıştan içe doğru gidiliyor — işitilen → görülen → içeride değerlendirilen. أَفْـِٔدَة kelimesinin kökü (ف-ء-د, közün yakması; fuâd, kalbin tutuşan yönü) orada çözümlendi; tekrarlamıyorum.

Ve sem' tekil, ebsâr ve ef'ide çoğuldur. Dilciler bu farkı işitmenin tek bir cinsten oluşuyla açıklar; izahı nakledildiği şekliyle aktarıyorum. Beş ayetin beşinde de aynı tekil-çoğul düzeni korunuyor (Fussilet'te üçüncüsü cülûd olduğu için farklıdır).

Secde 32/9 ile Mü'minûn 23/78 — fiil farkı

Bu iki ayet, beş halka içinde birbirine en yakın olanlardır: ikisi de aynı cümleyle bitiyor (kalîlen mâ teşkürûn). Aradaki fark fiildedir ve kaydedilmelidir:

Secde 32/9Mü'minûn 23/78
FiilCeale — hâlden hâle koyduEnşeekurdu, inşa etti
Cümlenin kuruluşuVe ceale lekümönceki cümleye atıfVe hüve'llezî enşee lekümmüstakil ismî cümle
ÖncesiSevvâhü ve nefeha fîhi min rûhihinsanın oluşumuİzâ hüm fîhi müblisûn (77) — azap sahnesi
SonrasıVe kālû e-izâ dalelnâ fi'l-arddiriliş itirazıVe hüve'llezî zeraeküm fi'l-ard (79) — iki delil daha

Fiil farkı kaydedilmeye değer ve bunu kendi okumam olarak veriyorum: ceale var olanı bir hâle koymayı bildirir; enşee kurmayı, ayağa dikmeyi. Vâkıa'de kökün bu anlamı çözümlenmişti ve orada kaydedilmişti: fiil bir yeniden kurma bildiriyor.

Ve bu sûrede kökün beş geçişi vardır (14, 19, 31, 42, 78) — on dokuzuncu ayette tablolandı. Beşinci geçiş burada, ve tablonun son satırıdır: sûre insanı, bahçeleri, kuşakları anlattığı fiille organları da anlatıyor.

قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُون

Dizim Secde 32/9'da işlendi ve burada da geçerlidir: kalîlen öne alınmış (takdîm); ve burada ya olumsuzluk pekiştiricisi ya da masdar edatıdır; iki i'râb da nakledilir. Tekrarlamıyorum.

Buraya ait olan, cümlenin sûre içindeki yeridir: yetmiş yedinci ayet sesin kesilmesiyle bitmişti (müblisûn). Yetmiş sekizinci ayet, verilen üç kapıyı sayarak yeni bir blok açıyor.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum, dayanağı iki ayetin sırasıdır: azap sahnesinin hemen ardından duyu ve idrak organları anılıyor. İki ayet arasında bir bağ kuruluyor: umudun kesildiği yerde, kullanılmamış olan araçlar hatırlatılıyor. Bu bir okumadır ve bağlayıcı değildir.


Bu bölümde çözümlenen kökler

ف-ء-د

Mü'minûn sûresinin tamamı