Tafsir LabUsulGitHubEnglish

Nûr 23. ayet

Kur'an · 24. sûre: Nûr · 23. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

24/23

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْغَٰفِلَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ لُعِنُوا۟ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

İnne'llezîne yermûne'l-muhsanâti'l-ğâfilâti'l-mü'minâti luinû fi'd-dünyâ ve'l-âhirati ve lehüm azâbün azîm

"İffetli, hiçbir şeyden habersiz, mü'min kadınlara iftira atanlar dünyada da âhirette de lânetlenmişlerdir; onlar için büyük bir azap vardır."

Üç sıfat

Ayet, iftiraya uğrayan tarafı üç sıfatla anıyor ve üçü de kayda değer.

SıfatKökAnlamıNeye bakıyor
ٱلْمُحْصَنَاتح-ص-نKorunmuş — kale gibiFiilî durum
ٱلْغَٰفِلَاتغ-ف-لHabersiz, aklından bile geçmeyenZihnî durum
ٱلْمُؤْمِنَاتأ-م-نİman edenİtikadî durum

İkinci sıfat, sûrenin en dokunaklı kelimelerinden biridir ve ayrı ele alınmayı hak ediyor.

ٱلْغَٰفِلَٰت — habersiz olanlar

Kök: غ-ف-ل. Somut anlamı bir şeyden habersiz olmak, aklında bulundurmamak, dikkatinden kaçmak. Ğafle — dalgınlık; ğufl — üzerinde işaret olmayan, damgasız (bir arazi ya da bir deve için kullanılır).

Kökün ikinci anlamı ilginçtir: ğufl, üzerinde iz ya da işaret bulunmayan şeydir. Damgasız deve, yolu belirsiz arazi. Yani kelimenin merkezinde "üzerinde bir iz olmamak" fikri de vardır.

Ve bu, ayetin bağlamında bir resim kuruyor: iftiraya uğrayan taraf, üzerinde hiçbir iz bulunmayan taraftır. Ve iftira, iz olmayan yere iz koyma girişimidir.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum; kökün ikinci anlamı ise dilcilerin kaydettiği bir kullanımdır.

Ve sıfatın bir başka yönü daha var: ğâfilât, "böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmeyenler" demektir. Yani sıfat, yalnızca fiili işlememiş olmayı değil, o fiile dair bir zihnî uğraşları bile bulunmamasını bildiriyor.

Klasik tefsirlerde kelimenin bu anlamı yaygın olarak kaydedilir.

لُعِنُوا۟ — edilgen kip

Fiil edilgen: luinû — "lânetlenmişlerdir". Fâili söylenmiyor.

Ve zaman kipi mâzîdir (geçmiş). Yani hüküm gelecekte verilecek bir şey olarak değil, verilmiş olarak bildiriliyor.

ل-ع-ن kökü altıncı-yedinci ayetlerde liân bahsinde geçmişti: la'netallâhi aleyh. Aynı kelime, iki ayrı yerde:

AyetKim söylüyorKime
7İnsan — kendi hakkında, şarta bağlıYalancıysa kendisine
23Metin — hüküm olarakİftira atanlara

Yedinci ayette insanın kendi üzerine şartlı olarak çağırdığı şey, yirmi üçüncü ayette hüküm olarak bildiriliyor. Bu bir dizim gözlemidir ve kelimelerin yerleri metinde durur.

Dördüncü ayetle farkı

Ayet dördüncü ayetin fiilini tekrarlıyor (yermûn) ama sonucu farklı bildiriyor:

24/424/23
Fiilyermûne'l-muhsanâtyermûne'l-muhsanâti'l-ğâfilâti'l-mü'minât
SonuçDünyevî yaptırım — seksen değnek, şahitliğin reddiUhrevî hüküm — lânet, büyük azap
ŞartDört şahit getirilememesi
Tövbe kaydıVar (24/5)

İki ayet aynı fiilin iki ayrı düzlemdeki karşılığını veriyor. Ve sıfatların artması (üç sıfat), ikinci ayetin daha dar bir durumu — masumiyeti kesin olan durumu — konu ettiğini gösteriyor.

Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum.


Nûr sûresinin tamamı