إِنَّ ٱلَّذِينَ يَرْمُونَ ٱلْمُحْصَنَٰتِ ٱلْغَٰفِلَٰتِ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ لُعِنُوا۟ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
İnne'llezîne yermûne'l-muhsanâti'l-ğâfilâti'l-mü'minâti luinû fi'd-dünyâ ve'l-âhirati ve lehüm azâbün azîm
"İffetli, hiçbir şeyden habersiz, mü'min kadınlara iftira atanlar dünyada da âhirette de lânetlenmişlerdir; onlar için büyük bir azap vardır."
| Sıfat | Kök | Anlamı | Neye bakıyor |
|---|---|---|---|
| ٱلْمُحْصَنَات | ح-ص-ن | Korunmuş — kale gibi | Fiilî durum |
| ٱلْغَٰفِلَات | غ-ف-ل | Habersiz, aklından bile geçmeyen | Zihnî durum |
| ٱلْمُؤْمِنَات | أ-م-ن | İman eden | İtikadî durum |
Kök: غ-ف-ل. Somut anlamı bir şeyden habersiz olmak, aklında bulundurmamak, dikkatinden kaçmak. Ğafle — dalgınlık; ğufl — üzerinde işaret olmayan, damgasız (bir arazi ya da bir deve için kullanılır).
Kökün ikinci anlamı ilginçtir: ğufl, üzerinde iz ya da işaret bulunmayan şeydir. Damgasız deve, yolu belirsiz arazi. Yani kelimenin merkezinde "üzerinde bir iz olmamak" fikri de vardır.
Ve bu, ayetin bağlamında bir resim kuruyor: iftiraya uğrayan taraf, üzerinde hiçbir iz bulunmayan taraftır. Ve iftira, iz olmayan yere iz koyma girişimidir.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum; kökün ikinci anlamı ise dilcilerin kaydettiği bir kullanımdır.
Ve sıfatın bir başka yönü daha var: ğâfilât, "böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmeyenler" demektir. Yani sıfat, yalnızca fiili işlememiş olmayı değil, o fiile dair bir zihnî uğraşları bile bulunmamasını bildiriyor.
Ve zaman kipi mâzîdir (geçmiş). Yani hüküm gelecekte verilecek bir şey olarak değil, verilmiş olarak bildiriliyor.
ل-ع-ن kökü altıncı-yedinci ayetlerde liân bahsinde geçmişti: la'netallâhi aleyh. Aynı kelime, iki ayrı yerde:
| Ayet | Kim söylüyor | Kime |
|---|---|---|
| 7 | İnsan — kendi hakkında, şarta bağlı | Yalancıysa kendisine |
| 23 | Metin — hüküm olarak | İftira atanlara |
Yedinci ayette insanın kendi üzerine şartlı olarak çağırdığı şey, yirmi üçüncü ayette hüküm olarak bildiriliyor. Bu bir dizim gözlemidir ve kelimelerin yerleri metinde durur.
| 24/4 | 24/23 | |
|---|---|---|
| Fiil | yermûne'l-muhsanât | yermûne'l-muhsanâti'l-ğâfilâti'l-mü'minât |
| Sonuç | Dünyevî yaptırım — seksen değnek, şahitliğin reddi | Uhrevî hüküm — lânet, büyük azap |
| Şart | Dört şahit getirilememesi | — |
| Tövbe kaydı | Var (24/5) | — |
İki ayet aynı fiilin iki ayrı düzlemdeki karşılığını veriyor. Ve sıfatların artması (üç sıfat), ikinci ayetin daha dar bir durumu — masumiyeti kesin olan durumu — konu ettiğini gösteriyor.