تَبَارَكَ ٱلَّذِى جَعَلَ فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا · وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ خِلْفَةً لِّمَنْ أَرَادَ أَن يَذَّكَّرَ أَوْ أَرَادَ شُكُورًا
"Gökte burçlar var eden, orada bir kandil ve aydınlatan bir ay yaratan ne yücedir! Gece ile gündüzü birbirinin ardından gelir kılan da O'dur: öğüt almak ya da şükretmek isteyenler için."
بُرُوج — Bürûc'de sûre adı vesilesiyle işlendi (kökün "görünür, yüksek yapı" anlamı). Tekrarlamıyorum.
خِلْفَة — kök خ-ل-ف: birbirinin ardından gelmek, birinin yerini öteki almak. Kök Fâtır (Melâike) 35/39'da (halâif) işlendi.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı fiilin tekrarıdır: erâde (istedi) iki kez geçiyor — biri hatırlama, biri şükür için. Yani gece ile gündüzün nöbetleşmesi, bir imkân olarak sunuluyor: kaçıranın telafi edebileceği bir düzen. Ve iki fiil de irade bildiriyor: düzen herkese aynı işliyor, ondan yararlanmak istemeye bağlanıyor.