كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ · إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ · إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ · فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ · وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ · فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
Kezzebet kavmü Nûhın'il-mürselîn · İz kāle lehüm ehûhüm Nûhun elâ tettekūn · İnnî leküm rasûlün emîn · Fettekullâhe ve etîûn · Ve mâ es'elüküm aleyhi min ecrin; in ecriye illâ alâ rabbi'l-âlemîn · Fettekullâhe ve etîûn
"Nûh'un kavmi de elçileri yalanladı. · Hani kardeşleri Nûh onlara demişti ki: 'Sakınmaz mısınız? · Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. · Öyleyse Allah'tan sakının ve bana uyun. · Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum; benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir. · Öyleyse Allah'tan sakının ve bana uyun.'"
Nûh kıssasına özgü olan tek şey, kalıbın burada ilk kez kurulmasıdır — sonraki dört kıssa bunun tekrarıdır.
Ve fettekullâhe ve etîûn cümlesinin ikinci geçişi (110) burada araya yalnız bir ayet girerek geliyor. Bunun ne anlama geldiği "Sûrenin omurgası" bölümünde Tablo 4'te işlendi.
Kelime beş kıssanın dördünde geçiyor (106, 124, 142, 161) ve Şuayb'de düşüyor (177). Sebebi omurga bölümünde işlendi; tekrarlamıyorum.
Buraya eklenecek olan bir anlam notudur: ah burada nesep kardeşliği değil, kavimdaşlık bildiriyor. Arapçada bir topluluğun içinden birine, o topluluğa nispetle "kardeşleri" denir.
Ve bu, Kur'an'ın elçilik anlayışında tekrarlanan bir kayıttır: elçi, gönderildiği topluluğun içindendir. Sûrenin kendi içinde iki istisna var: Mûsâ (Fir'avn kavmine dışarıdan gider) ve Şuayb (muhatabı bir yer adıyla anılır).
Nûh kıssası Kur'an'da birçok sûrede geçer ve bu tefsirde Nûh bölümü tamamen ona ayrıldı. Oradaki tespitleri tekrarlamıyorum.
Şuarâ'nın payına düşen kısım kaydedilmelidir: sûre, Nûh'un davet yöntemini (gizli-açık, gece-gündüz — Nûh 71/5-9) anlatmıyor; gemiyi, tufanı, oğlunu, süreyi de anlatmıyor.
| Sûre | Neyi öne çıkarıyor | Nerede işlendi |
|---|---|---|
| Nûh 71 | Davet yöntemi, süre, dua | Nûh |
| Hûd 11/25-49 | Gemi, oğlu, tufan | — |
| Şuarâ 26/105-122 | "Sana ayaktakımı uydu" itirazı | burası |
| Sâffât 37/75-82 | Kurtuluş ve nesli | Sâffât |
| Kamer 54/9-16 | Tufanın kendisi | Kamer |
Yani Şuarâ, Nûh kıssasından yalnız bir tartışmayı alıyor: kimlerin iman ettiği meselesi. Bu, sûrenin bütününe uygundur — sûre olayları değil, konuşmaları anlatıyor.