28/83-88 — Sûrenin kapanışı
Tilke'd-dâru'l-âhiratü nec'alühâ li'llezîne lâ yürîdûne uluvven fi'l-ardı ve lâ fesâdâ ve'l-âkıbetü li'l-müttekīn
"İşte âhiret yurdu! Onu, yeryüzünde büyüklenmek ve bozgunculuk çıkarmak istemeyenlere veririz. Sonuç, korunanlarındır."
| Ayet | İfade |
|---|---|
| 4 | İnne Fir'avne alâ fi'l-ardı … innehû kâne mine'l-müfsidîn |
| 83 | Li'llezîne lâ yürîdûne uluvven fi'l-ardı ve lâ fesâdâ |
Ve fiilin seçimi kaydedilmeye değer: lâ yürîdûne — "istemeyenler". Yani ölçü, yapılan iş değil — istenen şey. Bunu kendi okumam olarak veriyorum; dayanağı fiilin irade bildirmesidir.
مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌ مِّنْهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى ٱلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ (84) — iki taraf arasındaki asimetri:
| Taraf | Karşılık |
|---|---|
| İyilik getiren | Fe-lehû hayrun minhâ — getirdiğinden daha iyisi |
| Kötülük getiren | Fe-lâ yüczâ … illâ mâ kânû ya'melûn — yaptığı kadar |
إِنَّ ٱلَّذِى فَرَضَ عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ (85) — "Kur'an'ı sana farz kılan, elbette seni bir dönüş yerine döndürecektir."
Meâd kelimesinin neyi kastettiği klasik tefsirlerde tartışılmıştır: doğduğu şehir, âhiret, ya da genel olarak dönülecek yer. İhtilafı aktarıyorum, tercih dayatmıyorum.
Ve fiil kaydedilmeye değer: le-râddüke — "seni döndürecek". Aynı kök (ر-د-د), sûrenin yedinci ayetinde anneye verilen vaatte geçmişti: innâ râddûhü ileyk — "onu sana geri döndüreceğiz."
| Ayet | İfade | Kime |
|---|---|---|
| 7 | İnnâ râddûhü ileyk | Anneye — çocuğu geri gelecek |
| 85 | Le-râddüke ilâ meâd | Peygamber'e — dönüş yerine varacak |
Aynı kök, sûrenin iki ucunda, iki ayrı dönüş için. Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre bir geri dönüş vaadiyle başlayıp bir geri dönüş vaadiyle bitiyor.
Vech (yüz) kelimesi hakkında dizinde korunan kayıt burada da geçerlidir: ifade, Allah'a organ ya da cisim nispet edecek şekilde anlaşılamaz. Bakara 2/115'te (fe-semme vechullâh) aynı kayıt düşülmüştü; oraya dayanıyorum. Klasik tefsirlerde vechin "zat" ya da "rızası" anlamında açıklandığı nakledilir.
هَالِك — ism-i fâil: "yok olucu". Dilciler kalıbın burada hâlihazırda süren bir hâli bildirdiğini kaydeder: yok olacak değil, yok olmakta olan.