وَٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلْمُحْسِنِينَ
"Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri, yollarımıza mutlaka iletiriz. Şüphesiz Allah, iyilik edenlerle beraberdir."
Kök ج-ه-د bu sûrenin altıncı ayetinde geçmişti: ve men câhede fe-innemâ yücâhidü li-nefsih — "kim çaba gösterirse, kendisi için göstermiş olur."
| Ayet | İfade | Ne bildiriyor |
|---|---|---|
| 6 | Men câhede fe-innemâ yücâhidü li-nefsih | Çabanın kime ait olduğu |
| 69 | Ellezîne câhedû fînâ le-nehdiyennehüm sübülenâ | Çabanın karşılığı |
ج-ه-د kökü: güç harcamak, tâkatin sonuna kadar gitmek. Cehd — güç, tâkat. Kök Hucurât, Muhammed ve Mümtehine'de geçti.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı kelimenin çoğul oluşudur: hidayet tek bir güzergâh olarak değil, birden çok yol olarak anılıyor. Ve şart, yolu bulmak değil — çabanın kendisi. Sıralama kaydedilmeye değer: önce çaba, sonra yol gösterme.
وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلْمُحْسِنِين — ve sûre, birinci bloktaki sınanma sorusuna verilmiş bir cevapla kapanıyor: sınanan yalnız bırakılmıyor.
İkinci ayette sorulmuştu: e-hasibe'n-nâsü en yütrakû — "bırakılıvereceklerini mi sandılar?" Altmış dokuzuncu ayet aynı fiilin karşıtını veriyor: lemea'l-muhsinîn — beraberdir. Sûre, "bırakılmazsınız" diye açılıp "yalnız değilsiniz" diye kapanıyor.