وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدْرٍ وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌ
Ve lekad nasarakümullâhu bi-Bedrin ve entüm ezille, fe't-tekullâhe lealleküm teşkürûn · İz tekūlü li'l-mü'minîne e-len yekfiyeküm en yümiddeküm rabbüküm bi-selâseti âlâfin mine'l-melâiketi münzelîn · Belâ in tasbirû ve tettekū ve ye'tûküm min fevrihim hâzâ yümdidküm rabbüküm bi-hamseti âlâfin mine'l-melâiketi müsevvimîn · Ve mâ cealehullâhu illâ büşrâ leküm ve li-tatmeinne kulûbüküm bih, ve me'n-nasru illâ min indillâhi'l-azîzi'l-hakîm · Li-yaktaa tarafen mine'llezîne keferû ev yekbitehüm fe-yenkalibû hâibîn
"Siz güçsüzken Allah size Bedir'de yardım etmişti; öyleyse Allah'a karşı korunun ki şükredesiniz. · Hani müminlere şöyle diyordun: 'Rabbinizin size indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?' · Evet: sabreder ve korunursanız, onlar da hemen üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı beş bin melekle yardım eder. · Allah bunu size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz onunla yatışsın diye yaptı. Yardım, ancak el-Azîz ve el-Hakîm olan Allah katındandır."
| Ayet | İfade | Ne yapıyor |
|---|---|---|
| 13 | Kad kâne leküm âyetün fî fieteyni'ltekatâ | Adsız — "karşılaşan iki topluluk" |
| 123 | Nasarakümullâhu bi-Bedr | Adlandırılmış |
وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌ — "siz güçsüzken". ذ-ل-ل kökü 112. ayette işlendi (ez-zille). Aynı kök, on bir ayet arayla iki ayrı yerde: biri bir hüküm, öteki bir hâl kaydı.
Bunu bir gözlem olarak kaydediyorum: hatırlatma, zaferi değil zaferin başladığı durumu anıyor. Cümlenin ağırlığı nasarakümde değil, ve entüm ezillededir.
| Basamak | Lafız | Ne söylüyor |
|---|---|---|
| 1 | Ve mâ cealehullâhu illâ büşrâ leküm ve li-tatmeinne kulûbüküm | Verilenin işi: müjde ve yatışma |
| 2 | Ve me'n-nasru illâ min indillâh | Yardımın kaynağı: sayı değil |
Bunu bir dizim gözlemi olarak kaydediyorum: ayet bir sayı verdikten hemen sonra, sayının sebep olmadığını söylüyor. Yani rakam, bir güç hesabı olarak değil, bir moral kaydı olarak veriliyor.
Ve aynı kayıt Enfâl 8/10'da da vardır (ve mâ cealehullâhu illâ büşrâ ve li-tatmeinne bihî kulûbüküm, ve me'n-nasru illâ min indillâh) ve neredeyse kelimesi kelimesine aynıdır. Oraya dayanıyorum ve iki ayetin bu ortaklığını metinden doğrulanabilir bir olgu olarak kaydediyorum.
STYLE gereği kaydediyorum: bu bölümde meleklerin nasıl ve hangi biçimde bulunduğuna dair hiçbir tasvire girilmiyor. Ayet münzelîn (indirilmiş) ve müsevvimîn (nişanlı) sıfatlarını verir ve başka bir şey söylemez. Metnin bu sessizliği korunuyor. Ve müsevvimînin anlamı üzerinde ihtilaf vardır — 14. ayetteki el-haylü'l-müsevvemede olduğu gibi kök س-و-م hem işaretlemek hem salıvermek bildirir; tercih dayatmıyorum.