لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ
Leyse leke mine'l-emri şey'ün ev yetûbe aleyhim ev yuazzibehüm fe-innehüm zâlimûn · Ve lillâhi mâ fi's-semâvâti ve mâ fi'l-ard, yağfiru li-men yeşâu ve yuazzibü men yeşâ', vallâhu ğafûrun rahîm
"Bu işten sana hiçbir şey düşmez: ya onların tevbesini kabul eder ya da onlara azap eder; çünkü onlar zalimlerdir. · Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır; dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."
Bu ayet, dizinde birçok yerde işlenen "sorumluluk sınırı" hattının bir halkasıdır ve Kasas 28/56'daki tabloya eklenmelidir.
| Yer | İfade | Neyi sınırlıyor |
|---|---|---|
| Ahkāf 46/35 | Belâğ | Görev — ulaştırmadır |
| Zümer 39/41 | Ve mâ ente aleyhim bi-vekîl | Sorumluluk |
| Kāf 50/45 | Ve mâ ente aleyhim bi-cebbâr | Zorlama yetkisi |
| Fâtır 35/8 | Fe-lâ tezheb nefsüke aleyhim hasarât | Üzüntü |
| Lokmân 31/23 | Fe-lâ yahzünke küfruh | Üzüntü |
| Kasas 28/56 | Lâ tehdî men ahbebte | Sevgi — en yakın bağ |
| Yer | İfade | Neyi sınırlıyor |
|---|---|---|
| Âl-i İmrân 3/128 | Leyse leke mine'l-emri şey'ün | İşin kendisi — sonuç üzerinde hiçbir pay |
Öteki altı ayette sınırlanan şey belirli bir yetki, bir duygu ya da bir görevdir: hidayet verme, vekil olma, zorlama, üzülme. Burada ise sınırlanan şey el-emrdir — "iş"in kendisi. Ve olumsuzlama en genel kelimeyle yapılıyor: şey'ün — "hiçbir şey".
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı kelimenin genişliğidir: ötekiler bir alanı kapatıyordu; bu ayet alan bırakmıyor. Mine'l-emri şey'ün — "işten hiçbir şey".
Ve cümlenin i'râbı üzerinde dilciler ayrılır ve ihtilaf gizlenmemelidir. Güçlük şudur: ev yetûbe aleyhim ifadesi neye bağlanıyor?
| Okuma | Bağlantı | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Leyse leke mine'l-emri şey'ün ara cümledir; ev yetûbe bir önceki ayetteki li-yaktaaya bağlıdır | "Ya bir kısmını keser, ya perişan eder, ya tevbelerini kabul eder, ya azap eder" |
| 2 | Ev yetûbe doğrudan leyse lekeye bağlıdır | "Sana bu işten bir şey düşmez — ne tevbelerinin kabulü ne azapları" |
Ancak iki okumada da ortak olan bir sonuç vardır ve kaydediyorum: her iki okumada da karar veren taraf muhatap değildir. Ve ayetin devamı bunu doğruluyor: yağfiru li-men yeşâu ve yuazzibü men yeşâ' (129).
| Ayet | Konu |
|---|---|
| 123-127 | Yardım — Bedir, melekler, müjde |
| 128 | Leyse leke mine'l-emri şey'ün |
| 130-136 | Ribâ, infak, öfke, af |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve bağlayıcı değildir: yardımın anlatıldığı yerde, yardımı isteyen ile yardımı verenin ayrı olduğu bir kez daha söyleniyor. Ve bu, 126. ayetteki kaydın (ve me'n-nasru illâ min indillâh) insan tarafından bakılan hâlidir. Biri yardımın kaynağını söylüyor, öteki kararın sahibini.