قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلُ كَانَ أَكْثَرُهُم مُّشْرِكِينَ
Bu delil sûrenin dokuzuncu ayetinde zaten geçmişti. İki geçiş yan yana konmalıdır, çünkü kip değişiyor:
| Ayet | İfade | Kip |
|---|---|---|
| 9 | Evelem yesîrû fi'l-ardı fe-yenzurû… | Kınama sorusu — üçüncü şahıs |
| 42 | Kul sîrû fi'l-ardı fe'nzurû… | Emir — ikinci şahıs, ve kul ile |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı bu kip farkıdır: dokuzuncu ayette yapılmamış bir şey sorgulanıyordu; kırk ikinci ayette aynı şey emrediliyor. Otuz üç ayet arayla, aynı fiil bir sitemden bir çağrıya dönüşüyor.
| Ayet | Öncekiler için söylenen |
|---|---|
| 9 | Kânû eşedde minhüm kuvveten… ve amerûhâ eksera — güç ve imar |
| 42 | Kâne ekseruhüm müşrikîn — inanç durumu |
Dokuzuncu ayet onların üstün yanını sayıyor; kırk ikinci ayet kusurlarını adlandırıyor. Ve iki ayet birlikte okunduğunda, dokuzuncu ayette teslim edilen üstünlüğün sonucu değiştirmediği görülür.
Ve ekseruhüm (çoğu) kaydı kaydedilmelidir: cümle bir topluluğu bütünüyle nitelemiyor. Fâtır (Melâike) 35/32'de ve bu sûrenin otuz üçüncü ayetinde (ferîkun minhüm) aynı sınırlama görülüyor. STYLE gereği bu kayıt önemlidir: ayet vasfı tarif ediyor, topluluğu toptan yargılamıyor.