مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ
"Kim izzet istiyorsa, izzetin tamamı Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir; sâlih ameli de O yükseltir."
Cümle bir istek kabul edilerek başlıyor: men kâne yürîdü'l-izze — "kim izzet istiyorsa". İstek reddedilmiyor; adresi düzeltiliyor.
Zümer 39/43'te şefaat için aynı yapı kullanılmıştı: kul lillâhi'ş-şefâatü cemîan — şefaat inkâr edilmiyor, sahibi belirtiliyor. İki ayet aynı kalıbı paylaşıyor ve ikisi de cemîan (tamamı) kelimesiyle bitiyor.
| Okuma | Yerfeuhû'daki zamir | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Sâlih amel, sözü yükseltir | Söz, amelle yükselir |
| 2 | Allah, sâlih ameli yükseltir | Yükselten O'dur |
| 3 | Güzel söz, ameli yükseltir | Niyet, ameli taşır |
Ama birinci okuma kaydedilmeye değer bir şey söylüyor ve bunu bir gözlem olarak veriyorum: söz kendi başına yükselmez; onu yukarı taşıyan şey ameldir. Cümlenin dizimi bu okumaya elverişlidir, çünkü el-amelü's-sâlih ile yerfeuhû yan yana durur.