وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
Cümle bir teselli olarak kuruluyor ve teselli, yalanlanmanın kaldırılmasıyla değil, sıraya oturtulmasıyla veriliyor.
Ve fiil meçhul: küzzibet — "yalanlandılar". Yalanlayanlar adlandırılmıyor; anılan şey, olayın kendisi.
Ahkāf 46/9'da aynı çizgi işlendi: mâ küntü bid'an mine'r-rusül — "ben türedi biri değilim." Orada konuşan peygamberdi, burada söyleyen metnin kendisi. İki ayet aynı şeyi iki ağızdan söylüyor.
Aynı cümle bu sûrenin yirmi beşinci ayetinde bir kez daha, neredeyse aynı kelimelerle gelecek (ve in yükezzibûke fe-kad kezzebe'llezîne min kablihim). Sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.