إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَا وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِهِۦٓ
"Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye tutuyor. Eğer yok olurlarsa, O'ndan sonra onları kimse tutamaz."
İkinci ayette imsâk ve irsâl rahmet için kullanılmıştı (fe-lâ mümsike lehâ). Kırk birinci ayette aynı kök, kâinatın kendisi için geliyor.
| Ayet | Ne tutuluyor |
|---|---|
| 2 | Rahmet — açılan tutulamaz, tutulan salıverilemez |
| 41 | Gökler ve yer — yok olmasınlar diye |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: ayet, kâinatın ayakta durmasını bir denge olarak değil, bir tutma fiili olarak anlatıyor. Yani süreklilik, kendiliğinden değil, sürdürülüyor. Ve Bakara 2/255'te el-Kayyûm isminin iki yönlü tarifi (kendi ayakta duran / her şeyi ayakta tutan) işlenmişti — bu ayet o ismin fiil hâlidir.