وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا
"Bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler: kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerin herhangi birinden daha doğru yolda olacaklarına. Fakat onlara uyarıcı gelince, bu onların ürküp uzaklaşmasından başka bir şey artırmadı."
| Aşama | İfade |
|---|---|
| Önce | Le-yekûnünne ehdâ min ihde'l-ümem — en doğru yolda olacağız |
| Şart | Fe-lemmâ câehüm nezîr — uyarıcı geldi |
| Sonra | Mâ zâdehüm illâ nüfûrâ — uzaklaşma arttı |
نُفُور — kök ن-ف-ر: ürküp kaçmak. Kelime, özellikle hayvanın ürkmesi için kullanılır. Dilciler bu somut anlamı kaydeder.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı kelimenin kökü ile zâdehüm fiilidir: ayet, uyarının etkisiz kaldığını söylemiyor — ters yönde etki ettiğini söylüyor. Ve tepki bir düşünce olarak değil, bir ürkme olarak adlandırılıyor.
Bakara 2/204-206'da işlenen portrede de benzeri kaydedilmişti: "ona 'Allah'tan kork' dendiğinde gurur onu günaha sürükler" — orada da uyarı direnci artırıyordu. İki ayet aynı mekanizmayı iki ayrı kelimeyle anlatıyor.