قُلْ يُحْيِيهَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ
Dizim nüktesi ve kaydedilmelidir: cevap doğrudan verilmiyor. Peygamber'e emrediliyor: kul — "de ki".
Yani cevabı üreten o değil; aktaran o. Ve bu, sûrenin on yedinci ayetiyle uyumludur: orada elçiler ve mâ aleynâ ille'l-belâğu'l-mübîn demişti. Aynı sınır, sûrenin sonunda Peygamber için de korunuyor. Bu bağı bir gözlem olarak kaydediyorum.
Soru şuydu: men yuhyi'l-izâme — "kemikleri kim diriltecek?" Cevap şudur: yuhyîhâ'llezî enşeehâ — "onları, … diriltir."
Kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı iki cümlenin ortak fiilidir: soru bir imkânsızlık iddiası olarak kurulmuştu (men — "kim yapabilir ki?"), ama lafzı bir fâil sorusudur. Cevap lafza uyuyor: fâili söylüyor. Yani cevap, itirazı tartışmıyor — sorusunu cevaplıyor.
Ve cevabın fâili bir isimle değil, bir sıfat cümlesiyle veriliyor: ellezî enşeehâ evvele merretin — "onları ilk defa inşa eden."
Kök Vâkıa'de ayrıntılı olarak çözümlendi ve orada kaydedildiği gibi Vâkıa'da kök dört kez geçiyordu: cennette eşlerin inşası (35), insanın yeniden inşası (61), ilk inşa (62), ve ateşin ağacının inşası (72). Tekrarlamıyorum.
Kökün çekirdeği: bir şeyi yoktan başlatıp yavaş yavaş yükseltmek, büyütmek. Neşe'e — büyüdü, yetişti; nâşi' — yetişen genç. Yani kelime bir defalık bir iş değil, bir başlatma ve geliştirme bildirir.
Ve kelime seçimi kaydedilmeye değer: ayet halakahâ (yarattı) demiyor, enşeehâ (inşa etti) diyor. Kendi okumam: itiraz çürümeye, yani bir çözülmeye dayanıyordu. Cevap, kurma fiilini bildiren kelimeyi seçiyor. Çözülenin karşısına, kuranın adı konuyor.
Ayet "tekrar etmek daha kolaydır" demiyor. Böyle bir cümle Kur'an'da başka yerde bulunur (Rûm 30/27'de ve hüve ehvenü aleyh geçer), ama burada yoktur.
Kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı cümlenin lafzıdır: delil bir güç karşılaştırması değil, bir kimlik tespitidir. İtirazcı "bu iş yapılamaz" diyor; cevap "bu iş zaten bir kez yapıldı ve yapanın adı budur" diyor. Kolaylık tartışması hiç açılmıyor — çünkü açıldığı anda, işi ölçen taraf insan olurdu.
| Okuma | Halk ne | Anlam |
|---|---|---|
| 1 | Masdar: yaratma | "Her yaratma işini bilendir" |
| 2 | İsm-i mef'ûl anlamında: yaratılan | "Her yaratılmışı bilendir" |
ٱلْعَلِيم — sûrede alîm üç kez geçiyor ve tablo 36/38 bahsinde verildi: 38 (el-azîzü'l-alîm), 79 (bi-külli halkın alîm), 81 (el-hallâku'l-alîm). Üç geçişin ikisi kapanış bölümünde, ikisi de yaratma bahsinde.
Ve cümlenin işi kaydedilmelidir: itiraz, dağılmış ve karışmış bir şeyin ayırt edilemeyeceği varsayımını içeriyordu. Cümle o varsayıma cevap veriyor: bilme, dağılmayla ortadan kalkmıyor.