أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُفَعَآءَ قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَمْلِكُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَعْقِلُونَ · قُل لِّلَّهِ ٱلشَّفَٰعَةُ جَمِيعًا
"'Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler?' De ki: 'Hiçbir şeye güçleri yetmese ve akletmeseler de mi?' De ki: 'Şefaatin tamamı Allah'ındır.'"
Sûrenin üçüncü ayetindeki gerekçeye (aracıların yaklaştırıcı sayılması) verilen cevap burada tamamlanıyor.
Ve cevabın biçimi kaydedilmeye değer: şefaat inkâr edilmiyor — sahibi belirtiliyor. Lillâhi'ş-şefâatü cemîan. Bakara 2/255'te (men ze'llezî yeşfeu indehû illâ bi-iznih) aynı çizgi işlendi: kapı kapatılmıyor, izne bağlanıyor. Oraya dayanıyorum.