Zümer 49. ayet

Kur'an · 39. sûre: Zümer · 49. ayet

Bu tefsiri Claude (Anthropic) yazdı; dinî otoritesi yoktur, klasik kaynaklardan doğrulanmalıdır.

39/49

فَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَٰهُ نِعْمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلْمٍۭ

"İnsana bir zarar dokunduğunda bize dua eder. Sonra ona bizden bir nimet verdiğimizde: 'Bu bana ancak bir bilgi sayesinde verildi' der."

Sekizinci ayetin tekrarı — ve farkı

Bu ayet, sûrenin sekizinci ayetiyle neredeyse aynı kelimelerle başlıyor. İki ayet yan yana konabilir:

39/839/49
Zarar dokununcaDeâ rabbehû münîben ileyhDeânâ
Nimet verilinceNesiye mâ kâne yed'û ileyhi min kabl — unuturKāle innemâ ûtîtühû alâ ilm — "bilgimle kazandım" der

Kırk bir ayet arayla aynı kalıp, iki ayrı sonuçla. Bu, sûre içinde doğrulanabilir bir tekrardır.

Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: birincisinde unutma, ikincisinde sahiplenme var. Yani ayet, aynı davranışın iki aşamasını gösteriyor: önce kaynağı unutmak, sonra kaynağın kendisi olduğunu iddia etmek.

عَلَىٰ عِلْمٍ — "bir bilgi üzere". Câsiye 45/23'te aynı terkip geçmişti (ve edallehullâhü alâ ilmin) ve orada kimin bilgisi olduğu ihtilafı tablolanmıştı. Burada terkip açıkça kişinin kendi bilgisidir: liyakat iddiası.

Ve ayet bunu bir cümleyle karşılıyor: bel hiye fitnetün ve lâkinne ekserahüm lâ ya'lemûn — "hayır, o bir imtihandır." Verilen şeyin kendisi ölçü sayılmıyor.


Zümer sûresinin tamamı →