وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخْرَىٰ فَإِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنظُرُونَ
"Sûr'a üflenir; göklerde ve yerde kim varsa düşüp bayılır — Allah'ın dilediği hariç. Sonra ona bir daha üflenir; bir de bakarsın ayakta bakınıp duruyorlar."
إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّه — istisna kaydedilmelidir: cümle kapsayıcı bir hüküm veriyor, sonra istisnayı kendisi ekliyor. Kimlerin istisna edildiği söylenmiyor; klasik tefsirlerde çeşitli izahlar nakledilir, hiçbiri kesin bilgi değildir ve aktarmakla yetiniyorum.
فَإِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنظُرُونَ — fe-izâ: Arapçada ansızın olan için kullanılır. İkinci üfürüşten sonra hiçbir aşama anlatılmıyor: doğrudan ayakta bakınır hâldeler.
Ğâfir (Mü'min) 40/68'de işlenen ayrım burada da işliyor: insanın kuruluşu aralıklı, hükmün gerçekleşmesi anî.