واللاتي يأتين الفاحشة من نسائكم فاستشهدوا عليهن أربعة منكم فإن شهدوا فأمسكوهن في البيوت حتى يتوفاهن الموت أو يجعل الله لهن سبيلا · واللذان يأتيانها منكم فآذوهما فإن تابا وأصلحا فأعرضوا عنهما
Velletî ye'tîne'l-fâhışete min nisâiküm feste'şhidû aleyhinne erbeaten minküm, fe-in şehidû fe-emsikûhünne fi'l-büyûti hattâ yeteveffâhünne'l-mevtü ev yec'alallâhu lehünne sebîlâ · Velleẕâni ye'tiyânihâ minküm fe-âzûhümâ, fe-in tâbâ ve aslehâ fe-a'ridû anhümâ, innallâhe kâne tevvâben rahîmâ
"Kadınlarınızdan fuhuş işleyenlere karşı içinizden dört şahit getirin. Şahitlik ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye ya da Allah onlara bir yol açıncaya kadar onları evlerde tutun. İçinizden onu işleyen iki kişiye eziyet edin. Tevbe edip durumlarını düzeltirlerse onları bırakın. Allah tevbeleri çok kabul edendir, merhametlidir."
Bu iki ayet, klasik fıkıhta ve tefsirde uzun bir bahis doğurmuştur ve bu bahis Nûr sûresiyle irtibatlıdır.
Nûr 24/2 ve 24/4 bahsinde bu alan ayrıntısıyla işlendi ve orada açıkça kaydedildi: "Bu ayet ve onu izleyenler, klasik fıkıhta en geniş bahislerden birini doğurmuştur. Bu bölümde o bahsin ihtilafları nakledilir, hiçbiri tercih edilmez ve hiçbiri bağlayıcı değildir. Cezanın bugün nasıl uygulanacağı, uygulanıp uygulanmayacağı ve bunun etrafındaki güncel tartışmalar bu metnin konusu değildir."
Aynı kayıt burada da geçerlidir. Oraya dayanıyorum ve orada işlenenleri tekrarlamıyorum. Burada yalnız bu iki ayete özgü olan noktalar işlenecektir.
Dört şahit şartı Nûr 24/4 ve 24/13 bahsinde ayrıntısıyla işlendi. Oradaki kayıt şuydu ve buraya oturur: suçlamanın kendisi dört şahide bağlanarak fiilen kapatılıyor.
Ve buradaki dizimde bir ayrıntı var: feste'şhidû — X. bâb. Kök ش-ه-د. X. bâb istemek, talep etmek bildirir: "şahit getirilmesini isteyin."
Yani ayet, iddiada bulunanı doğrudan bir yükümlülüğün altına sokuyor. İddia, şahit talebini doğuruyor.
Ayetin en dikkat çeken tarafı, hükmü kendi içinde geçici gösteren bir cümle taşımasıdır: "ya da Allah onlara bir yol açıncaya kadar."
Klasik tefsirlerde bu cümle hakkında yaygın olarak nakledilen izah şudur ve nakledildiği şekliyle aktarıyorum: bu, hükmün geçici olduğunun kendi lafzıyla bildirilmesidir; sonradan gelen düzenlemeyle "yol" açılmıştır.
Bunun hangi ayetle ya da hangi düzenlemeyle olduğu üzerinde klasik literatürde farklı görüşler vardır. Tercih dayatmıyorum ve fıkhî hüküm vermiyorum.
Ayetin lafzından çıkan ve tartışmasız olan şey şudur: hüküm, kendi içinde bir bitiş kaydı taşıyor. Bu, Kur'an'da sık rastlanan bir yapı değildir ve bir metin verisidir.
On altıncı ayet, iki kişi için bir işlem öngörüyor ama işlemi tanımlamıyor: fe-âzûhümâ — "onlara eziyet edin".
Ve kelimenin ölçüsüz bırakılması kaydedilmelidir: Nûr sûresinde bir sayı vardı (miete celde); burada sayı yok. Klasik tefsirlerde bu farkın hükmün kademeli konmasıyla ilgili olduğu nakledilir.
Ve bloğun en çok üzerinde durulması gereken cümlesi budur; çünkü hüküm cümlesinden hemen sonra geliyor.
| Öğe | Ne |
|---|---|
| تَابَا | Tevbe ettiler — kök ت-و-ب: dönmek |
| أَصْلَحَا | Düzelttiler — kök ص-ل-ح |
| فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَا | Yüz çevirin, bırakın — kök ع-ر-ض |
Üç fiilin birlikte çalışması kaydedilmelidir: tevbe tek başına yetmiyor, yanında ıslah isteniyor; ve karşılık olarak topluluktan konuyu kapatması isteniyor.
فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمَا ifadesi "affedin" demiyor; "yüz çevirin, üzerine gitmeyin" diyor. Yani meselenin gündemde tutulmaması emrediliyor.
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum ve dayanağı fiilin kendisidir. Ve bu, Nûr'nin bütününde işlenen ölçüyle aynı yöne bakıyor: sûre, bir meseleyi kapattığı gibi, konuşulmasını da kapatıyor.
| Ayet | Kelime | Nerede |
|---|---|---|
| 16 | aslehâ | Fuhuş bahsinin kapanışı |
| 35 | ıslâhan, yüveffikıllâhu beynehümâ | Aile içi anlaşmazlığın kapanışı |
| 114 | ıslâhın beyne'n-nâs | Gizli konuşmaların hayırlı olanı |
| 128 | en yuslihâ beynehümâ sulhâ, ve's-sulhu hayr | Karı koca arasında |
| 129 | ve in tuslihû ve tettekū | Adalet bahsinin kapanışı |
Bunu kendi okumam olarak kaydediyorum: sûre, hükümlerini yaptırımla değil, ıslahla kapatma eğilimindedir. Bu, otuz beşinci ayet bahsinde ayrıca gösterilecektir.